top of page

Boşanma Davası Hakkında Bilinmesi Gereken Bilgiler

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Cihat Gümrük
    Av. Cihat Gümrük
  • 10 May 2025
  • 19 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 saat önce


İzmit Boşanma Avukatı
Boşanma Davası Hakkında Bilinmesi Gereken Bilgiler
Giriş

Boşanma davası, evliliklerini sona erdirme iradesi içerisinde bulunan çiftlerin, bu iradelerini yerine getirmeleri için başvurmalarının zorunlu olduğu bir yargılama sürecidir. Bu süreçte tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktalar, boşanmaya neden olan olaylar, tarafların kusur durumu, taraflarca ileriye sürülen nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet talepleri ile gerekli tedbirler yetkili Aile Mahkemesi tarafından incelenerek karara bağlanır. Ayrıca mal rejiminin tasfiyesi(mal paylaşımı), aile mallarının korunması, ziynet ve muaccel mehir alacaklarının tahsili talepleri de genelde boşanma davasının ikamesi ile birlikte ileriye sürülebilen ancak her biri aslen ayrı birer bağımsız dava olan uyuşmazlık konularındandır.


Bu makalemizde akademik öğretiden ziyade, boşanma davası hakkında bilinmesi gereken bilgileri, hukuki danışmanlık kapsamına girmeden, genel hatlarıyla yüzeysel olarak sizlerle paylaşıyoruz. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 163. maddesi gereği, hukuki danışmanlık hizmeti ücret ve vergilendirmeye tabi işlerden olup ilginizin bulunduğu konularda aradığınız detaylı cevaplar için lütfen tercih ettiğiniz Avukatlardan danışmanlık hizmeti almayı unutmayınız.


  1. Boşanma Davası Türleri Nelerdir?

Boşanma davaları kendi içerisinde anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olmak üzere iki ana dala ayrılmaktadır. Bununla beraber çekişmeli boşanma davaları da yine Türk Medeni Kanununda kendi içerisinde zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve en yaygın boşanma nedeni olan evlilik birliğinin sarsılması nedeni olmak üzere çeşitli dallara ayrılmaktadır.


  1. Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Davası Arasındaki Farklar Nelerdir?

Taraflar, evlenmelerinin üzerinden en az 1 yıl geçmiş olması koşuluyla, boşanmanın mali sonuçları ve müşterek çocukların durumu hususlarında anlaştıkları bir protokol düzenlemeleri ve boşanma konusundaki serbest iradelerini duruşmada Hakime bizzat açıkladıkları takdirde, genellikle tek celsede anlaşmalı olarak, görece daha düşük yargılama masrafları ile boşanabilmeleri mümkündür. Ancak boşanma kararının kesinleşmesi anına kadar anlaştıkları hususların her birine ilişkin ortak iradelerini sürdürememeleri halinde, anlaşmalı olarak açılan boşanma davası, kendiliğinden çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir.


Çekişmeli boşanma davası ise ister taraflardan biri tarafından en baştan itibaren bu irade ile açılmış olsun, ister anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli boşanma davasına dönmesiyle doğmuş olsun, boşanmada diğer eşin kusurlu olduğuna ve taleplerinde haklı bulunduğuna dair tarafların ellerindeki deliller ile yargı makamını ikna etmeye yönelik bir çekişme içerisinde bulundukları, görece daha uzun zaman alan, daha yüksek masraflı ve daha karmaşık bir yargılama sürecidir. Ancak buradaki "ikna" eyleminin kişinin ağızından çıkan şifahi söylemle sağlanmasının mümkün olmadığını belirtmek önem arz etmektedir.


Anlaşmalı boşanma davasında diğer eşe karşı bir kusur isnat etmek kanun koyucu tarafından yasaklanıyor iken çekişmeli boşanma davasında davacı eş, davalı eşin az da olsa kusurlu bulunduğunu iddia ve delilleriyle beraber ispat etmek külfeti altındadır. İddia edilen vakıaların ispat edilememesi halinde, mahkeme tarafından davacının boşanma isteminin reddedilmesi ve evliliğin devam etmesi mümkündür.


  1. Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Çekişmeli boşanma davası, boşanmak isteyen eşin, iddialarını içeren çekişmeli boşanma dava dilekçesi ile birlikte yetkili aile mahkemesinin bulunduğu yerdeki adliyeye giderek veya kendi bulunduğu yerdeki adliyeden yine yetkili yer aile mahkemesine gönderilmek üzere, hukuk mahkemeleri ön bürosuna başvurması ve adli yardım talebi bulunmuyor ise dava için gerekli harç ve masraf avansını vezneden ödemesi suretiyle açılabilir.

Anlaşmalı boşanma davası için de sistemsel olarak yine aynı sıralamanın takip edilmesi, ancak anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ile beraber bir de ek olarak taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenmesi ve bir adet aslının dava dilekçesi ekinde sunulması ile eşlerden biri veya her iki eşin de birlikte başvurması suretiyle açılabilir.


Boşanma davası hakkında bir Avukattan vekillik hizmeti almak istenir ise adliye yerine doğrudan tercih edilen Avukata gidilerek, vekillik hizmeti hususunda anlaşma sağlanması halinde herhangi bir noterden, boşanma davası açmaya ilişkin özel yetkili ve fotoğraflı vekaletname tanzim ettirilmesi yeterlidir. Yurt dışında bulunan Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşının, Türkiye'de bir Avukat tarafından temsil edilerek boşanmak istemesi halinde, bulunduğu ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti Devleti Konsolosluğuna nüfus cüzdanı, geçerli pasaportu ve son 6 ay içerisinde çekilmiş 2 adet vesikalık fotoğrafı ile müracaat ederek özel yetkili vekaletname tanzim ettirmesi gerekmektedir. İzmit'te boşanma Avukatı arayışlarınız için tarafımız ile iletişime geçerek randevu alabilirsiniz.


  1. Boşanma Davasında Akdi Avukatlık Ücreti ve Yargılama Masrafları Ne Kadar?

Boşanma davasında akdi Avukatlık ücretinin belirlenmesinde, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan ilgili yılın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenen (2025-2026 yılı Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için KDV. hariç 45.000,00 TL) tutardan daha az olmamak kaydıyla, genellikle ortalama olarak Avukatın bulunduğu il Baro Başkanlığı tarafından yayımlanan ilgili yılın Tavsiye Niteliğindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınmaktadır. İl Baro Başkanlıkları tarafından Kocaeli İzmit'te 2026 yılı için anlaşmalı boşanma davasında 110.000,00 TL, çekişmeli boşanma davasında 170.000,00 TL, İstanbul genelinde anlaşmalı boşanma davasında 108.750,00 TL, çekişmeli boşanma davasında 188.500,00 TL akdi avukatlık ücreti uygulanması tavsiye edilmektedir.


Boşanma davasında akdi avukatlık ücreti konusunda net bir tutar söyleyebilmek mümkün olmamakla beraber, Avukatın bulunduğu il, davanın bulunduğu il, dava değeri, ulaşım ve konaklama gibi ek masraf kalemleri, davanın bitmesi için öngörülen süre, vekil edenin özel talepleri, Avukatın kişisel olarak belirlediği fiyat tarifesi gibi nedenlerle ücret tutarı her zaman aşağı veya yukarı yönlü değişkenlik gösterebilir.


Yargılama giderleri ise bireylerin hak arama hürriyetlerinin sağlanabilmesi amacıyla devlet tarafından sunulan kamu hizmetlerinin finanse edilebilmesi için alınan başvuru harcı, peşin harç, karar harcı, kanun yoluna başvurma harcı, keşif harcı ve benzeri gibi harç kalemleri ile yargılama esnasında üçüncü şahıslar aracılığıyla yapılan posta işlemleri, bilirkişi incelemesi ve benzeri gibi çeşitli hizmet kalemlerinden doğan masraflardan oluşmaktadır. Her dava kendi içerisinde çeşitlilik gösterdiğinden, yargılama giderleri için tek bir tutar söyleyebilmek hatta tam doğru bir şekilde öngörebilmek mümkün değildir. 2025-2026 yılında maktu olarak ödeneceği belirlenen başvurma harcı 732 TL, peşin harç 732 TL'dir. Ancak diğer muhtemel masraf kalemleri ile birlikte 2026 yılı için ortalama olarak Kocaeli İzmit'te anlaşmalı boşanma davası için 5.000,00 TL, çekişmeli boşanma davası için de 10.000,00 TL gibi bir yargılama gideri bütçesi ayrılması önerilmektedir.


  1. Avukat Olmadan Boşanma Davası Açılabilir Mi?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 71. maddesinde: "Dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir." şeklinde hükmedilmiştir. Bu nedenle Avukat olmadan dava açılamaması gibi bir kısıtlama söz konusu değildir. Ancak şunu hatırlatmakta fayda vardır ki düşünülenin aksine her bir yargı uyuşmazlığı, uyulması gereken detaylı bir teknik sisteme, kurala ve kısıtlamaya tabidir. Ayrıca yasa gereği birçok konuda mahkeme tarafından resen inceleme ve araştırma yapılamaz. Bu nedenle halk arasında oluşan bir dilekçe verilmesi veya problemlerin sözlü olarak dile getirilmesi suretiyle istenilen neticenin alınabileceği zannı tehlikeli bir yanılgıdan ibarettir. Yargılama esnasında duygu ve düşünceler değil somut disiplinler söz konusudur, yaptığınız veya yapmadığınız bir işlem ciddi problemler ve geri dönülemez zararlar doğurabilir. Bu nedenle tahmin edilemeyen beklenmedik sonuçlar, hak, zaman ve maddi kayıplarla karşılaşılmaması adına bir Avukata danışılması önem arz etmektedir.


  1. Boşanma Davasında Devletten Avukat Atanır Mı?

Boşanma davasında gerekli şartların varlığı halinde adli yardımdan yararlanmak mümkündür. Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile devletçe ödenen avanslar, dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması halinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde, aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. Avukatlık hizmeti konusunda adli yardımdan yararlanmak için ilgili ilin Baro Başkanlığına, yargılama giderleri konusunda adli yardımdan yararlanmak için davanın görüldüğü mahkemeye başvurulması gerekmektedir.


  1. Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Ne Olur?

Dava dilekçesinin ilgili adliyeye verilmesinden hemen sonra dilekçe tevzi edilerek öncelikle davanın görüleceği mahkeme ve dosya numarası belirlenir. Akabinde ilgili mahkeme dilekçe üzerinde inceleme yaparak, dava dilekçesinin zorunlu unsurlarının bulunup bulunmadığını kontrol eder ve yargılama usulünü belirler. Akabinde açılan davaya cevap ve delillerini sunması için dava dilekçesini davalıya tebliğ eder.

Dava süreci aşamalar halinde ilerler, bunlar sırasıyla layihalar(dilekçeler), ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama, karar ve olağan kanun yolu aşamalarından oluşur.


Dilekçeler aşamasında taraflar iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilleri dilekçeler aracılığı ile mahkemeye bildirirler. Akabinde mahkeme, usul yönünden dava unsurlarının bulunup bulunmadığına dair ön inceleme yapar ve eksiklik bulunmaması halinde esas yönünden inceleme yapmak için tahkikat aşamasına geçer. Bu aşamada öncelikle bildirilen deliller mahkemeye sunulur veya celp edilmesi istenilen deliller mahkeme tarafından ilgili yerlerden toplanır. Ayrıca tanık dinlenilmesi, keşif yapılması, bilirkişi incelemesi gibi esasa ilişkin incelemeler de yine bu aşamada gerçekleştirilir. İncelenecek başka bir husus kalmadığında tahkikat sona erdirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilir ve taraflara son sözlerini söyleme imkanı sağlanır. Hemen akabinde ise mahkeme duruşmada taraflara kabul, kısmen kabul veya ret şeklindeki kısa kararını açıklar ve ilk derece mahkemesi nezdindeki yargılama süreci burada sona erer. Karar verilmesinden sonra 30 gün süre içerisinde mahkeme gerekçeli kararını yazarak, talep edilmesi halinde taraflara tebliğ eder. Daha sonra taraflar koşulların varlığı halinde ilk derece mahkemesi kararına karşı sırasıyla istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurarak itiraz edebilirler. Süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yollarının tüketilmesi halinde karar kesinleşir ve yargılama süreci tamamen sona erer.


  1. Boşanma Davası Kaç Yıl Sürer?

Boşanma davasının kaç yıl süreceği konusunda önden kesin bir süre verebilmek mümkün değildir. Bu süre mahkemenin iş yoğunluğu, dosyadaki delillerin niteliği ve niceliği, tanık sayısı, bilirkişi incelemesi ve keşif yapılmasını gerektiren hususlar, tarafların eksikliklerin giderilmesi için ne kadar çaba sarf ettiği, hastalık, izin, ölüm gibi beklenmedik haller nedeniyle her zaman değişebilir.


Kocaeli İzmit için Mahkemeye başvurulmasından itibaren sürenin anlaşmalı boşanma davalarında 2 ile 6 hafta arasında; çekişmeli boşanma davalarında ise İlk Derece Mahkemeleri nezdinde 1 ile 1.5 yıl, Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde 1 ile 2 yıl, Yargıtay nezdinde 1.5 ile 3 yıl arasında değiştiğini söyleyebilmek mümkündür. Ancak ortalama olarak verilen bu sürelerin bulunulan il ve mevcut durumun şartlarına göre her zaman kısalıp uzayabileceğini unutmamak gerekir.


  1. Boşanma Davası Bittikten Sonra Ne Olur?

Boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesinden sonra artık tarafların evliliği yasal olarak sona ermiş olur ve kadının kızlık soyadına dönmesi, koca hanesindeki kaydının kapatılması, evlilik öncesindeki hane kaydının yeniden açılması için mahkeme tarafından resen ilgili nüfus müdürlüğüne müzekkere yazılır. Yeni kimlik ve ehliyet kartı, pasaport, banka hesaplarındaki isim değişiklikleri için kadın tarafından ilgili kurumlara bizzat başvuru yapılması gerekir. Eğer kadının boşanmadan sonra kızlık soyadına dönmemek için haklı bir menfaati var ise boşanma davası esnasında veya daha sonra açacağı yeni bir dava ile bunu mahkemeden talep ederek, eski eşinin soyadını kullanmasına izin verilmesini istemesi gerekmektedir.


Kararın kesinleşmesinden sonra ayrıca hükümde yer alan ve boşanmanın ferisi kabul edilen maddi ve manevi tazminat, yoksulluk ve iştirak nafakası ile lehe hükmedilen yargılama gideri alacaklarının cebri icra yolu ile tahsili için taraflarca ilamlı icra takibi başlatılabilir. Öte yandan boşanma davası ile birlikte tahsili talep edilen ancak boşanmanın ferisi niteliğinde olmayan ziynet ve muaccel mehir alacakları ise mahkeme kararının kesinleşmesi beklenilmeden ilamlı icra takibine konu edilebilirler.


  1. Boşanma Davasında Eşlerin Kusur Durumu Nasıl Belirlenir?

Boşanma davasında eşlerin kusur durumu, her iki taraf için de ayrı ayrı olmak üzere, eşlerin evlilik birliği içerisinde gerçekleştirmiş oldukları ve geçmişten günümüze kanun, içtihat, toplumsal kural, örf ve adetler ile artık çoğunluk tarafından kusur olarak kabul edilmiş olan fiil ve eylemleri gözetilerek, kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu ve tam kusurlu şeklinde belirlenir. Nitekim bir eylemin yalnızca kanun tarafından kusur olarak kabul edilmiş olması o eylemin diğer eşin boşanmaya neden olan kusuru olarak nitelendirilebilmesi için tek başına yeterli değildir. Mevzubahis eylemin boşanmak isteyen eş tarafından da boşanmaya neden olan bir kusur olarak görülmesi, mahkemede bunun kusur iddiası şeklinde somut açıklamarıyla beraber ileriye sürülmesi ve delilleriyle beraber iddia edilen vakıanın ispat edilmesi, ayrıca iddia edilen bu vakıanın daha önce boşanmak isteyen eş tarafından affedilmemiş olması ya da boşanmak isteyen eşin haksız fiili neticesinde doğmamış olması gerekmektedir. Misal vermek gerekir ise müşterek konutu terk etmek boşanma davasında kusur olarak nitelendirilir. Ancak boşanmak isteyen eşin bu durumdan rahatsızlık duymayıp boşanma davasında kusur olarak ileriye sürmemesi yahut evlilik birliği içerisinde bir süre rahatsızlık duysa da daha sonra eşiyle beraber tatile gitmek gibi bir eylem ile bu vakıayı affetmesi, eşin evi terk ettiğinin mahkemede ispat edilememesi ya da boşanmak isteyen eşin kendi haksız fiili neticesinde diğer eşin evi terk etmesine sebebiyet vermiş olması halinde mevzubahis eylemin kusur olarak dikkate alınabilmesi mümkün olmaz.


Çekişmeli boşanma davasında eşlerin kusur durumu, maddi, manevi tazminat, nafaka, velayet hatta bazı şartların varlığı halinde mal rejiminin tasfiyesi esnasında eşlerin katılma alacağı oranlarının belirlenmesinde dahi önemli arz etmektedir.


Çekişmeli boşanma davasında boşanmak isteyen eşin tam kusurlu olması ve diğer eşin boşanmak istememesi halinde mahkeme tarafından boşanmaya karar verilemez. Anlaşmalı boşanma davasında ise tarafların serbest iradeleri ile boşanmayı kararlaştırmış olmaları yeterlidir, mahkeme tarafından ayrı bir kusur incelemesi yapılmaz.

  1. Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir?

Evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesi neticesinde mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu olan eş, diğer eşten uygun bir miktarda maddi tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın belirlenmesinde kural olarak tarafların ekonomik ve sosyal durumları, fiilin ağırlığı ve kusur dereceleri, paranın alım gücü, ihlal edilen ve beklenen menfaatlerin kapsamı ile hakkaniyet ilkesi gözetilir. Nitekim şunu belirtmekte fayda vardır ki maddi tazminat talep edilebilmesi için kaybedilen menfaatler ile boşanma arasında nedensellik bağı bulunması gerekmektedir. Evlilik esnasında başka bir sebebe dayanan maddi kayıplar, boşanmada davasında ileriye sürülebilecek maddi tazminat kapsamında yer almaz.


Manevi tazminat ise boşanmaya neden olaylar sebebiyle kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin, kusurlu olan eşten talep edebileceği tazminat türüdür. Bu tazminatın belirlenmesinde ise tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur dereceleri ve orantılılık ilkeleri gözetilir. Hükmedilecek tazminat miktarının bir tarafı zenginleştirmemesi, diğer tarafı ise fakirleştirmemesi gerekmektedir.


Çekişmeli boşanma davasında tarafların eşit kusurlu bulunması halinde maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Anlaşmalı boşanma davasında ise maddi ve manevi tazminat tutarları tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırılmalıdır.


  1. Boşanma Davasında Nafaka Tutarı Neye Göre Belirlenir?

Boşanma davası sonunda hükmedilebilecek 2 farklı nafaka türü bulunmaktadır. Bunlar; boşanma neticesinde ekonomik olarak zor duruma düşecek olan eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakası ve ergin olmayan çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve temel giderlerinin karşılanabilmesi için velayet hakkı kendisine verilmeyen eş aleyhinde hükmedilen iştirak nafakasından ibarettir. Ayrıca yargılama esnasında ekonomik olarak zorluğa düşecek olan eş ve ergin olmayan çocuk lehine mahkeme tarafından geçici bir önlem olarak tedbir nafakasına hükmedilebilir. Diğer yandan başka bir nafaka çeşidi olan yardım nafakası ise alt soy, üst soy ve kardeşlere karşı ileriye sürülebilen ve aile bireylerinin ekonomik olarak birbirlerine destek olmasını amaçlayan nafaka türüdür. Ancak yardım nafakası boşanma davasına konu edilebilecek bir talep değildir bunun için ayrıca dava açılması gerekmektedir.


Nafaka tutarları belirlenirken, boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan eşin ve çocukların, evlilik birliği içerisindeki olağan hayat koşullarının korunması hedeflenir. Ancak hayat koşullarının belirlenmesinde eşlerden birinin kast, ihmal ve ekonomik şiddet gibi nedenlerle sağlamamış olduğu menfaatler de mahkeme tarafından dikkate alınır ve ölçülülük ilkesi uygulanır. Bu kapsamda nafakaya hükmedilirken tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile orantılı olarak ailenin barınma, eğitim, sağlık, gıda, bakım ve olağan hayat giderleri gözetilerek uygun bir tutar belirlenir. Ayrıca tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakalarının belirlenmesinde tarafların kayıt dışı olan gelirleri ile ergin olmayan çocuğun elde ettiği gelirler de gözetilir.


Çekişmeli boşanma davasında ağır veya tam kusurlu bulunan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Anlaşmalı boşanma davasında ise yoksulluk ve iştirak nafakası tutarları tarafların serbest iradeleri kararlaştırılmalıdır.


  1. Süresiz Nafaka Nedir ve Nafaka Ne Zaman Sona Erer?

Boşanma davasında kural olarak, aksi yönde bir talep olmadığı sürece mahkeme tarafından hükmedilen her bir nafaka türü temelinde süresizdir. Ancak bu her koşulda nafaka yükümlülüğünün sonsuza dek devam edeceği anlamına gelmez. Tedbir nafakası geçici bir önlem mahiyetinde olup yalnızca yargılama devam ettiği sürece yürürlükte bulunur ve boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte kendiliğinden sona erer. Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra doğan iştirak nafakası, çocuğun ergin olması veya nafaka yükümlüsünün ölmesi ile kendiliğinden sona erer. Yoksulluk nafakası ise taraflardan birinin ölmesi veya nafaka alacaklısı eşin yeniden evlenmesi ile kendiliğinden sona ererken, nafaka alacaklısı eşin resmi nikah olmaksızın evli gibi yaşaması, haysiyetsiz hayat sürmesi, yoksulluk durumunun ortadan kalkması ve benzeri gibi çeşitli hallerde dava yoluna başvurulması üzerine mahkemeden tarafından kaldırılabilir veya azaltılabilir. Keza nafakanın zaman içerisinde ekonomik değerini yitirmesi, tarafların mali durumlarının değişmesi gibi hallerde dava yoluna başvurularak arttırılabilmesi de mümkündür.


Çekişmeli boşanma davasında nafaka talep eden eşin talebini süreli olarak ileriye sürmesi halinde mahkeme tarafından taleple bağlı kalınarak nafakanın süreli olarak ödenmesine karar verilebilir. Anlaşmalı boşanma davasında da taraflar serbest iradeleri ile nafakanın süreli olarak ödenmesini kararlaştırabilirler.

  1. Nafaka Borcu Ödenmediğinde Ne Olur?

Boşanma davasının devam ettiği esnada ara karar ile hükmedilen tedbir nafakasının ödenmemesi halinde ilamsız icra takibi, İlk Derece Mahkemesinin nihai kararı ile hükmedilen tedbir nafakasının veya boşanma kararının kesinleşmesi sonrasında doğan iştirak ve yoksulluk nafakalarının ödenmemesi halinde ise ilamlı icra takibi yapılabilmesi mümkündür. İcra takibinin kesinleşmesi neticesinde alacağın cebri icra yollarıyla tahsil edilmesi için borçlunun mal varlığına, banka hesaplarına, çalıştığı işten elde ettiği maaşına ve emekli maaşına nafaka tutarı kadar haciz işlemi uygulanabilir. Nafakaya ilişkin icra takiplerinde genel alacaklarda olduğu gibi maaşın 1/4'ü oranında değil aylık nafaka tutarının tamamı kadar haciz işlemi uygulanabilir ancak birikmiş nafaka alacakları için yine genel alacaklarda olduğu gibi maaşın 1/4'ü oranında haciz işlemi uygulanır.


Nafaka alacağının cebri icra yolu ile tahsil edilememesi halinde suçun öğrenilmesinden itibaren 3 ay süre içerisinde, alacaklının İcra Ceza Mahkemeleri nezdinde şikayette bulunması üzerine, borçlunun 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilebilir. Bu esnada borçlunun nafakanın azaltılması ya da kaldırılması istemiyle dava açması halinde ileriye sürdüğü sebepler gözetilerek, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.


  1. Nafaka Borcu Nasıl Ödenir?

Aksi mahkeme tarafından kararlaştırılmadığı sürece, ara karar ile geçmişe dönük olarak hükmedilen tedbir nafakası ara kararın verildiği tarihte, ara karar tarihinden sonra boşanma davası devam ettiği müddetçe doğan tedbir nafakaları her ayın başında, iştirak ve yoksulluk nafakaları ise boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren nafaka alacaklısı olan eşe nakden ödenir.


Nafaka alacağının icra takibine konu edilmesi halinde ödemelerin ilgili icra müdürlüğüne yapılması gerekmektedir. Eğer nafaka alacağı takibe konu edilmemiş ise banka yolu ile yapılacak ödemelerde işlem açıklamasına hangi yılın hangi ayına ilişkin hangi nafakanın ödendiğinin detaylı bir şekilde yazılması gerekir. Aksi takdirde nafaka borcuna karşılık yapıldığı kesin olarak tespit edilemeyen ödemeler ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi olarak kabul edilerek nafaka borcundan mahsup edilemez.


  1. Çocuğun Velayetinin Kime Verileceği Nasıl Belirlenir?

Boşanma davalarında çocuğun velayetinin kime verileceği hususunda mahkeme tarafından öncelikle çocuğun üstün menfaatleri gözetilir. Tarafların talep ve arzularından bağımsız ancak bu talepler de dikkate alınmak suretiyle, çocuğun yaşı, o an duyduğu bakım ve gözetim ihtiyaçları, eğitim durumu, sosyal hayatı, gelecekteki muhtemel menfaatleri, tarafların ruh ve bedensel sağlık durumları, ekonomik olanakları ve hatta çocuğun taraflardan birine karşı gösterdiği yüksek ilgisi ya da çekimserliği dahi mahkeme tarafından gözetilerek, çocuk açısından vicdana, hakkaniyete ve mantığa uygun bir karar verilir.


Bu süreçte ayrıca alanında uzman olan Pedagoglar taraflar, çocuk ve hatta diğer kardeşler ve aile büyükleri ile ayrı ayrı görüşme sağlar, çocuğun ailesindekilere ve ailesindeki kişilerin çocuğa karşı olan duygu ve düşüncelerini, evlerini, çocuğa sağlanabilecek imkanları inceler ve çocuğun velayetinin kimde kalmasının daha uygun olabileceği konusunda sosyal inceleme raporu tanzim ederek görüşlerini mahkemeye bildirir ve bu konuda Hakime yardımcı olurlar. Türkiye'de bu alanda yargı süreçlerinde görev alan Pedagogların alanlarında uzman ve titiz olduklarını, detaylara önem verdiklerini söyleyebilmek mümkündür.


Çekişmeli boşanma davalarından mahkeme tarafından ortak velayet kurulmasına veya çocuk ile velayeti kendisinde bırakılmayan taraf arasında yatılı ve yatısız olarak kişisel ilişki zamanı tayin edilmesine karar verilebilir. Anlaşmalı boşanma davasında ise çocuğun velayetinin kimde kalacağı ve kişisel ilişki zamanları tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırılır.


  1. Boşanma Davası Bittikten Sonra Velayet Değiştirilebilir Mi?

Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası sonunda verilmiş olması ya da davanın halen devam ediyor olması fark etmeksizin, velayet, kişisel ilişki zamanı, iştirak ve tedbir nafakası gibi çocuğun üstün menfaatinin bulunduğu ve çocuğu ilgilendiren her türlü karar, çocuğun ergin olduğu ana kadar, mahkemeye başvurulması ile kaldırılabilir, sıfırdan doğabilir veya yeniden düzenlenebilir. Çocuğun üstün menfaatinin bulunduğu her alanda, tarafların anlaşmaları ya da mahkemenin önceden vermiş olduğu kararlar bağlayıcı değildir.


  1. Evlendikten Sonra Eşler Birbirlerinin Mallarına Ortak Olur Mu?

Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden itibaren, Türkiye'de yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı kabul edilmiştir. Eğer taraflarca farklı bir mal rejimi kararlaştırılmamış ise evlenme tarihinden önce edinilmiş olan mallar kişisel mal, evlenme tarihinden sonra edinilen mallar ise tarafların eşit bir şekilde hak sahibi oldukları mallardır. Ancak evlendikten sonra edinilmiş olsa dahi eşlerden yalnızca birinin kişisel kullanımına yarayan eşyalar, miras ve bağış gibi karşılıksız kazandırma yoluyla edinilen mallar veya evlenmeden önceki kişisel bir malın satılması suretiyle evlilik birliği içerisinde edinilen mallar kişisel mal olarak kalmaya devam eder.


  1. Boşanma Davası Açılması Eşin Mal Kaçırmasını Önler mi?

Yalnızca boşanma ve maddi, manevi tazminat, nafaka, velayet gibi boşanmanın ferilerine ilişkin açılmış olan bir boşanma davasında eşin mal kaçırmasını engellemek ve bu konuda mahkemeden ihtiyati haciz, satılamaz şerhi gibi bir tedbir kararı alabilmek mümkün değildir. Bilakis davanın konusu muayyen bir mal ya da zarar değil boşanmadır. Eğer eşin boşanma davası açılması ile beraber ileride doğabilecek alacakların tahsilini geciktirme veya imkansız kılma amacıyla mal kaçırma ihtimali gündeme gelmekte ise bunun için ayrıca Aile Mallarının Korunması veya Mal Rejiminin Tasfiyesine ilişkin bir dava açılması gerekmektedir.


  1. Boşanma Davası Sonunda Mallar Nasıl Paylaşılır?

Yalnızca boşanma ve ferilerine ilişkin açılmış olan bir boşanma davasında mahkeme tarafından resen mal rejiminin tasfiyesi ile eşler arasında mal paylaşımının gerçekleştirilmesi söz konusu olmaz. Bunun için boşanma davası ile beraber veya boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl süre içerisinde Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası açılması gerekmektedir. Ancak her halde boşanma kararı kesinleşmeden mahkeme tarafından mal rejiminin tasfiyesine geçilemez.


Taraflarca farklı bir mal rejimi kararlaştırılmamış olması halinde, tarafların iddia ve talepleri ile sınırlı olarak, evlilik birliğinin kurulmasından sonra edinilmiş mallara ilişkin eşlerin katılma payı ve katkı payı alacaklarına ilişkin iddiaları mahkeme tarafından incelenerek karara bağlanır. İki istisnai durum dışında hüküm yalnızca para alacağı şeklinde kurulur ve mahkeme tarafından eşin alacak hakkına karşılık taşınmazın tapu iptali ve alacaklı eş adına tesciline karar verilemez. İstisnai durumlar şöyledir; evliliğin ölümle sona ermesi neticesinde sağ kalan eşin evlilik birliği içerisinde aile konutu olarak kullanılan taşınmaza dair katılma ve katkı payı oranında para alacağı yerine tapu iptali ile tescilini talep etmesi ve bu talebin vefat eden eşin mirasçıları tarafından kabul edilmesi, diğer istisnai durum ise eşlerin edinilmiş bir malda hali hazırda paydaş olmaları ve tapu iptal ve tescil talep eden eşin daha üstün bir menfaati bulunduğunu ispat ederek aynı zamanda diğer eşin payına düşen bedeli ödemesidir.


Anlaşmalı boşanma davasında taraflar mal rejiminin tasfiyesini serbest iradeleri ile gerçekleştirebilir hatta üçüncü bir istisna sayılabilecek şekilde tapu iptal ve tescile ilişkin kararlar da alabilirler. Nitekim mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın ferisi niteliğinde bir işlem olmadığından, tarafların anlaşmalı boşanma davası için bu konuda bir anlaşma yapma zorunlulukları bulunmamaktadır.


  1. Mal Rejimi Nedir ve Evlilik Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Mal rejimi, evlilik esnasında edinilen malların eşler tarafından yönetimi, kullanımı ve üzerlerindeki tasarruf hakları ile evlilik birliğinin sona ermesi halinde eşler arasındaki mal paylaşımının nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin kurallar bütünüdür.


Taraflarca aksi yönde bir karar alınmamış olması halinde Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden itibaren eşler arasında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi yani halk arasında bilinen tabiriyle evlendikten sonra alınan ve kişisel mallar dışında kalan mallar üzerinde eşlerin eşit bir şekilde hak sahibi olmaları kabul edilmiştir. Ancak Türk Medeni Kanununda edinilmiş mallara katılma rejimi dışında, mal ayrılığı rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi ve mal ortaklığı rejimi olmak üzere üç farklı mal rejimi daha bulunmaktadır. Eşler diledikleri takdirde evlenmeden önce veya evlendikten sonra uygulanacak olan mal rejimini, mal rejimi sözleşmesi yaparak seçme hakkına sahiptirler. Mal rejimi sözleşmesinin mutlaka noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması gerekmektedir, aksi takdirde adi şekilde yapılan mal rejimi sözleşmeleri geçersiz kabul edilir.


Şunu önemle belirtmek gerekir ki mal rejimi sözleşmesi, halk arasında evlilik sözleşmesi olarak yanlış yorumlanmakta ve eşlerin evlilik sözleşmesi yaparak birbirlerine karşı bir takım şart ve kısıtlamalar getirebilecekleri zannedilmektedir. Nitekim kanunların emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Bu nedenle gece belirli bir saatten sonra dışarıya çıkmamak, düzenli olarak hediye almak, istemeyen arkadaş ile görüşmemek, belirli bir süreden önce boşanamamak ve benzeri gibi hükümler içeren sözleşmelerin herhangi bir yasal geçerliliği bulunmamaktadır.


  1. Boşanma Davasında Hakim Taraf Tutar Mı?

Özellikle boşanma davalarında şüphesiz en sık karşılaşılan soru Hakimlerin taraf tutup tutmadığı ile ilgilidir. Şu algıyı yıkmak isteriz ki hiçbir Hakim herhangi bir yargılamada, doğrudan doğruya taraflardan birinin yanında olmak ya da taraflardan birini haklı çıkarmak amacıyla hareket etmez. Hakimler verdikleri kararlarda bağımsızdırlar ancak karar verirken kişisel duygu ve düşünceleri ile hareket edebilecekleri alan hali hazırda oldukça kısıtlıdır.


Toplumda yaygın bir şekilde oluşan bu kanının birçok nedeni bulunmaktadır. Ancak başlıca nedenleri sayacak olursak; bireyin fiil ve eylemlerinin yasada doğru olarak kabul görmeyen hareketlerden olmasına rağmen bu konuda yeterli hukuki bilgisinin bulunmaması veya hareketin yasada yanlış olarak kabul gören bir eylem olduğunun benimsenmemesi, bireyin kendini mutlak ve şüphesiz olarak haklı görmesi ve öz eleştiriden uzak durması, yargılama sürecinin kurallardan oluşan sistemli bir disiplin olduğunun bilincine varılamayıp duygusal ve soyut düşünülerek hareket edilmesi, Hakimden tarafsız olması beklenirken aynı zamanda davada bireyi haklı çıkarmak için gereken çabayı Hakimin göstereceği beklentisi içerisine girilmesi, özel hukuk sisteminde taraflarca getirme ilkesinin uygulandığının gözetilmemesi ve bunun neticesinde delil ve ispat kurumları üzerine yeteri kadar düşülmemesi ki bu durum bireyin kendi hataları ile beraber alınan Avukatlık hizmetinin ayıplı ifa edilmiş olmasından da kaynaklanabilir. Bu gibi durumlar sonucunda karşılaşılan istenmedik kararlarda genelde bireysel hatalar sorgulanmak yerine, bahane üretimi yoluna daha sık başvurulmakta ve netice olarak da birey nezdinde Hakimin, çatışma içerisinde bulunulan tarafla birlikte hareket ettiği sanrısı doğmaktadır.


Şunu da belirtmek gerekir ki Atasözünde söylenildiği üzere, insan beşer kuldur şaşar. Hakim de neticede herkes gibi bir insandır. Toplumda dile getirildiği kadar sık olmasa da kimi zaman gerçekten de isteyerek veya istemeyerek bir tarafa fazla yoğunlaşabilirler. Keza bu ihtimal kanunen de kabul görmüş bir hal olup Hakimin tarafsızlığının şüpheye düştüğü hallerde bizzat Hakimin kendisinin davadan çekilebilmesi yahut taraflarca Hakimin reddinin istenebilmesi gibi çözüm yolları da üretilmiştir. Şartların oluşması halinde Hakimin reddi isteminin, en geç ret sebebinin öğrenilmesinden sonra gelen ilk duruşmada ileriye sürülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 38. maddesinde belirtildiği üzere: "Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez". Bu hükümle Yasa Koyucu, Hakimin tarafsızlığının şüpheye düştüğüne ilişkin şikayet hakkında iş işten geçtikten sonra tartışmanın bir anlamı bulunmadığını açık bir dille ifade etmiştir.


  1. Boşanma Davasında Kanunlar Kadından Mı Yana?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10. maddesinde: "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz." şeklinde açık bir şekilde Kanunların herkese karşı eşit olduğu belirtilmiştir.


Boşanmaya ilişkin hükümlerin yer aldığı bin otuz adet ayrı maddeden oluşan Türk Medeni Kanununda kadın ve erkeğin ayrı tutulduğu yalnızca iki adet konu bulunmaktadır. Bunlardan ilki kadının boşandıktan sonra yeniden başka biri ile evlenebilmesi için beklemesi gereken 300 günlük iddet müddeti süresi iken diğeri de kadının evlendikten ve boşandıktan sonra soyadının değişmesine ilişkin olan düzenlemelerdir. Keza bu konularda da kadınlara pozitif ayrımcılık yapıldığından söz etmek mümkün olmamakla beraber Anayasa Mahkemesinin 2022/155 E. ve 2023/38 K. sayılı 22.02.2023 tarihli kararı ile evlendikten sonra kadın eşin, erkek eşin soyadını kullanma zorunluluğu eşitlik ilkesine aykırı kabul edilerek henüz yakın bir tarihte kaldırılmıştır. Bu iki konu haricinde, nafaka da dahil olmak üzere, Türk Medeni Kanununu kapsamında başka herhangi bir konuda kadın veya erkek ayrımı bulunmamaktadır.


Boşanma davasında kanunun kadınlardan yana olduğuna dair halk arasında inanılan yaygın kanaat, toplumumuzda halen kadın ve erkek arasında dengelenememiş olan genel hayat şartları ve toplumun bireylere yüklediği rollerin geniş kitleler nezdinde karşılık bulmasından dolayı meydana gelmektedir. Misal olarak halk arasında çoğunlukla sadece erkek eşin kadın eşe yoksulluk nafakası ödeyebileceği düşünülür ancak bu durum genellikle erkek bireylerin kadın bireylere göre daha iyi ekonomik olanaklara sahip bulunmasından dolayı mahkemeler tarafından verilen kararların da sık sık birbiriyle benzerlik göstermesinden kaynaklanmaktadır. Toplumsal şartlardaki benzerlikler dışında, insanın tabiatından kaynaklanan benzerliklerden dolayı da yine mahkemeler tarafından benzer kararların yaygın olarak verildiği görülebilir. Buna örnek olarak da boşanmak isteyen tarafların henüz emme çağında olan bir çocukları bulunmakta ise genel olağan durumlarda çocuğu ancak annesinin sağlıklı bir biçimde emzirebilecek olmasından dolayı yine küçüğün üstün menfaati gözetilerek velayetinin yüksek bir çoğunlukta kadın eşe verilmesi söz konusu olmakta ve toplum nezdinde de çocuğun velayetinin sadece kadın eşe verilebileceğine dair inanış doğmaktadır.


  1. Boşanma Davası Devam Ederken Başka Biriyle İlişkiye Başlamak Yasal Mı?

Tarafların evlilik birliği içerisinde birbirlerine karşı olan sadakat yükümlülüğü boşanma kararının kesinleştiği ana kadar devam eder. Bu nedenle evlilik birliği içerisinde veya boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin başka biriyle ilişkiye başlamaları yasal değildir. Boşanma davası devam ederken bu yönde yeni bir vakıanın meydana gelmesi halinde durumun şartlarına göre güven sarsıcı davranış veya zina nedenine dayalı olarak ikinci bir boşanma davası daha açılması mümkündür.


  1. Boşandıktan Sonra Tekrar Ne Kadar Süre İçerisinde Evlenebilirim?

Boşanma kararı kesinleştikten sonra erkek eş için bekleme süresi yoktur ancak kadın eşin boşandığı eşinden başka biriyle evlenebilmesi için iddet müddeti olarak tabir edilen 300 günlük bekleme süresine tabidir. Nitekim bu süre beklenmeden yeniden başka biriyle evlenmek istenildiği takdirde ilgili Aile Mahkemesine başvurularak, yönlendirilen sağlık kuruluşuna müracaatla gebelik kontrolü yaptırıldıktan sonra iddet müddetinin mahkeme tarafından kaldırılabilmesi mümkündür.


  1. Boşanma Davasında Whatsapp Konuşmaları Delil Midir?

Boşanma davasında Whatsapp uygulaması üzerinden yapılan konuşmalar ve bunlara ilişkin ekran görüntüleri, karşı tarafça açık bir şekilde kabul edilmediği müddetçe kesin delil vasfına haiz bulunmamaktadır. Keza dijital veya basılı olarak mahkemeye sunulan ekran görüntüleri, herkes tarafından her zaman oluşturulabilecek belgelerdendir.


Yargıtay'ın güncel içtihatlarında, bilirkişi tarafından mobil cihaz içerisindeki Whatsapp uygulamasına erişim sağlanarak gönderilen mesajlar üzerinde doğrudan inceleme yapılması ve telefon hattının sahiplik bilgilerinin ilgili operatörden celp edilerek mesajı gönderen kişinin tespit edilmesi suretiyle kimi durumlarda Whatsapp konuşmalarının delil başlangıcı niteliğinde bir belge olarak nitelendirilebileceği kabul edilmektedir. Bu kapsamda yalnızca ekran görüntülerinin mahkemeye sunulması yeterli olmayıp aynı zamanda mobil cihazın da Whatsapp'a erişilebilecek şekilde bilirkişiye teslim edilmesi şarttır. Nitekim bu halde dahi Whatsapp konuşmaları tek başına kesin delil sayılmamakta yalnızca delil başlangıcı olduğu kabul edilerek tanık deliline dayanabilme imkanı sağlamaktadır.


  1. Boşanmak İstemiyorsam Ne Yapmalıyım?

Çekişmeli boşanma davasında davalı eşin boşanmaya neden olan olaylarda az da olsa kusurlu olduğunun ispatlanması halinde davacı eş ağır kusurlu olsa dahi mahkeme tarafından boşanmaya karar verilir. Ancak davacı eşin tam kusurlu bulunduğu hallerde kusursuz olan davalı eş tarafından boşanmaya karar verilmesi istenilmemesi halinde mahkeme tarafından da boşanmaya karar verilemez bilakis hiç kimse kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemez. Bu nedenle boşanmak istemediğiniz takdirde, kelimenin tam manasıyla kusursuz bir eş olmanız gerekmektedir.


  1. Boşanma Davası Açan Eşime Karşı Dava Açabilir Miyim?

Çekişmeli boşanma davasının açılmasından sonra cevap süresi içerisinde ya da cevap süresi geçmiş olsa dahi ayrı bir dava ile asıl davada verilecek boşanma kararının kesinleştiği ana kadar her zaman boşanma davası açan eşe karşı boşanma davası açılabilmesi mümkün ancak zorunlu değildir. Bilakis eşlerden biri tarafından açılan boşanma davasında diğer eş tarafından da boşanma ve ferilerine ilişkin talepler ileriye sürülebilir.


Nitekim boşanma davası açan eşin iradesinden bağımsız olarak diğer eşin de boşanma yönünde kendi iradesi bulunmakta ise mutlaka karşı dava açılarak tedbir alınmasını önerebiliriz. Unutulmamalı ki asıl davayı açan eşin istemediği bir kararla karşılaşması halinde açtığı boşanma davasından feragat ederek her aşamada asıl davayı sona erdirebilmesi mümkündür. Bu gibi durumlarda açılan karşı boşanma davası adeta bir sigorta görevi görerek zaman ve para kayıplarını önlemektedir.


Son

Okuması 19 dakika süren bu makalemiz, maddi kazanç sağlama amacı gütmeden, iş ve günlük çalışmalarımızdan arta kalan zamanlar kullanılarak tarafımızca hazırlanmıştır. Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederiz.

3 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Misafir
27 Şub
5 üzerinden 5 yıldız

Çok güzel bir bilgilendirme olmuş

Beğen

Misafir
12 Oca
5 üzerinden 5 yıldız

Teşekkür ederiz

Beğen

Misafir
04 Oca
5 üzerinden 5 yıldız

Açıklayıcı bilgiler için teşekkür ederim internette hiçbir yerde bu tarzda bir yazı bulamamıştım kafamdaki çoğu soru işareti aydınlanmış oldu

Beğen

Son Makaleler

Kocaeli İzmit Boşanma Avukatı

İLETİŞİM

Adres

Körfez Mahallesi Berk Sokak Kavşut Apartmanı B Blok No: 8 Daire : 5 İzmit/KOCAELİ

Telefon & Mail

+90 (535) 236 78 75

Çalışma Saatleri

Haftaiçi

09:00 – 18:00

Haftasonu

10:00 – 22:00

  • Whatsapp
  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram
  • Twitter

Avukat Cihat Gümrük Hukuk Bürosu
© Tüm hakları saklıdır.

  • Whatsapp
  • LinkedIn
  • X
  • Facebook

Yasal Uyarı: Bu sitede paylaşılan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. T.C. Barolar Birliği’nin ilgili düzenlemelerine uygun olarak hiçbir şekilde reklam, teklif, hukuki görüş amacı gütmez. Bu bilgilerin ulaşması hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu sitenin ziyaret edilmesi yukarıdaki şartların kabul edildiği anlamına gelmektedir. Bu sitede yayımlanan makaleler dışında kalan sözleşme, protokol, dilekçe, form, politika ve metinlerin telif ve fikri mülkiyet hakları Av. Cihat Gümrük Hukuk Bürosu'na ait olup izinsiz olarak ticari amaçla ve kazanç maksadıyla kullanılması ve paylaşılması yasaktır. 

bottom of page