top of page

Ortaklığın Giderilmesi Davası Hakkında Bilinmesi Gereken Bilgiler

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Cihat Gümrük
    Av. Cihat Gümrük
  • 26 Şub
  • 11 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce


İzmit Ortaklığın Giderilmesi Avukatı
Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası Hakkında Bilinmesi Gereken Bilgiler

Ortaklığın giderilmesi ya da diğer bilinen adıyla izale-i şuyu davası, belirli bir mal üzerinde, birden fazla sayıda kişinin birlikte mülkiyet hakkına sahip olmasından doğan müşterek mülkiyet durumunun mahkeme tarafından sona erdirilmesi için taraflardan en az birinin başvurmasının zorunlu olduğu bir yargılama sürecidir. Bu süreçte taraflar arasındaki ortaklığın hangi yollar ile giderilebileceği yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından incelenerek karara bağlanır. Ayrıca ortak mülkiyete konu taşınmaz üzerindeki harici yapı ve ayrılmaz malların sahipliğine ilişkin görülen Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası da genellikle ortaklığın giderilmesi davasının ikamesi ile birlikte ileriye sürülen ancak aslen ayrı bir bağımsız dava olan uyuşmazlık konusudur.


Bu makalemizde akademik öğretiden ziyade, ortaklığın giderilmesi davası hakkında bilinmesi gereken bilgileri, hukuki danışmanlık kapsamına girmeden, genel hatlarıyla yüzeysel olarak sizlerle paylaşıyoruz. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 163. maddesi gereği, hukuki danışmanlık hizmeti ücret ve vergilendirmeye tabi işlerden olup ilginizin bulunduğu konularda aradığınız detaylı cevaplar için lütfen tercih ettiğiniz Avukatlardan danışmanlık hizmeti almayı unutmayınız.



  1. Ortak Mülkiyet Nedir?

Ortak mülkiyet, taşınır veya taşınmaz bir mal üzerindeki mülkiyet hakkına birden fazla sayıda kişinin birlikte sahip olması durumudur. Ortak mülkiyete taraf olan kişiler bu haklarını, paylı mülkiyet şeklinde ortaklığa konu olan malın belirli bir oranı veya fiziki olarak belirli kısımları üzerinde ellerinde bulundurabilecekleri gibi elbirliği mülkiyeti şeklinde hep beraber malın tamamı üzerine yayılmış bir halde de bulundurabilirler.


Sayılanlar ile sınırlı olmamakla kaydıyla; elbirliği mülkiyeti sıklıkla miras yolu ile intikal eden mallar üzerinde görülürken, paylı mülkiyet ise genellikle elbirliği mülkiyetine taraf olan hissedarlar tarafından ortaklık tamamen sona erdirilmeden, kendi aralarında iradi olarak yaptıkları paylaşımla veya tek paylı ferdi bir malın bir kısmının sonradan üçüncü bir kişiye devredilmesi yoluyla meydana gelebilir.


İstisnai haller dışında, elbirliği mülkiyetine konu mallara ilişkin tasarruf kararları tüm paydaşların oybirliği ile alınırken, paylı mülkiyete konu mallarda ise her bir paydaş diğerlerinden münferit olarak kendi payı üzerinde tasarruf kararı alabilir. Ancak yasa koyucu, paylı mülkiyete konu taşınmaz üzerinde hak sahibi olan paydaşın tasarruf kararı alması konusunda doğrudan açık bir sınırlama getirmez iken üçüncü kişilere pay devri gibi işlemler halinde diğer paydaşların ön alım hakkı ve ortaklık vazifelerinin ihlali gibi hallerde ortaklıktan çıkarma gibi bazı konularda düzenlemelere yer vererek, tasarruf hakkını koyduğu kurallar ile dolaylı olarak sınırlandırmaktadır.


Ortak mülkiyete konu olan malların yönetimi ise Türk Medeni Kanununun 689 - 692 maddelerinde; paydaşların anlaşmaları, olağan yönetim işleri, önemli yönetim işleri ve olağanüstü yönetim işleri şeklinde sınıflandırılmış ve her bir sınıf için oybirliği, pay ve paydaş çoğunluğu ve resen hareket etme gibi ayrı ayrı karar alma şekilleri belirlenmiştir.


  1. Ortak Mülkiyet Nasıl Sona Erdirilir?

Ortak mülkiyet, el birliği mülkiyetinde paydaşların anlaşmaları, paylı mülkiyette bir paydaşın diğer bir paydaşa veya üçüncü bir kişiye pay devri yapması, kamulaştırma, yok olma, terkin ve hatta ölüm gibi birden fazla sayıda çeşitli senaryo ile sona erebilir. Bunlar içerisinde günlük hayatta en sık karşılaşılan yollar, paydaşların kendi aralarında iradi olarak yaptıkları devir anlaşmaları veya taraflarca iradi anlaşma sağlanamaması halinde ortaklığın mahkeme kararı ile giderilmesi için paydaşlardan en az biri tarafından dava yoluna başvurulmasıdır.


Menkul veya gayrimenkul mal üzerindeki ortaklığın giderilmesi için dava yoluna başvurulduğu takdirde mahkeme tarafından, öncelikle gerekli şartlar sağlanması halinde taraf iradeleri doğrultusunda paylaşıma, sonrasında taraflardan en az birinin talep etmesi halinde aynen taksime veya davaya konu olan malın bölünebilir olmaması ya da bölünmesi halinde değerinde önemli derecede azalma meydana gelebilecek olması halinde ise açık artırma ile satılarak ortaklığın sona erdirilmesine karar verilebilir.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davası Açmadan Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?

Ortaklığın giderilmesi davası açmadan önce ilk dikkat edilecek şey; dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması ve alternatif uyuşmazlık çözüm sürecinin tamamlanmış olmasıdır. Aksi takdirde dava şartı eksikliği nedeniyle esasa ilişkin incelemeye girilmeden, açılan davanın usulden reddine karar verilmesi kaçınılmazdır.


Bunun dışında yargılama esnasında beklenmedik şeylerle karşılaşma riskini en aza indirmek adına:

  • Payını devretmek isteyen veya diğer payları da satın almak isteyen paydaşların önceden öğrenilmesi,

  • Davaya konu edilecek mal varlıklarının tapu kütüğü ve trafik tescil kayıtları gibi resmi sicillerindeki şerh ve beyan hanelerinin incelenmesi,

  • Diğer paydaşların hayatta olup olmadıkları, nerede veya hangi ülkede yaşadıkları, dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının araştırılması,

  • Vefat etmiş olan ancak intikal işlemleri gerçekleştirilmediğinden halen malik olarak kayıtlı bulunan paydaşların hali hazırda alınmış veraset ilamlarının bulunup bulunmadığının öğrenilmesi,

  • Davaya konu edilecek mallara ilişkin üçüncü kişilerin ayni bir hak iddialarının ya da buna ilişkin görülmekte olan harici davaların olup olmadığının araştırılması,

  • Taşınmaz mallar üzerinde tapu sicilinden görülemeyen harici bir yapı ya da bütünleyici başka bir malın bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi ve harici malların kime ait olduğunun önceden tespit edilmesi,

  • Özellikle taraf sıfatının sayıca fazla olduğu davalarda yargılama esnasında yapılacak olan muhtemel yargılama masrafı tutarlarının, dava süresi ve gelecek zam oranları dikkate alınarak, tahmini de olsa olabildiğince önceden hesaplanması önem arz etmektedir.


Bu hususlara dikkat edilerek açılacak olan ortaklığın giderilmesi davalarında "beklenilenin" dışında bir durum meydana gelmesi riski, zaman ve maddi kayıplar bir hayli azalacaktır. Bilakis çoğu davada tutarı önemsenmeyen tebligat masrafları dahi taraf sayısının fazla olduğu ortaklığın giderilmesi davalarında kimi zaman yüz binlerce lirayı bularak beklenen menfaatten daha fazla maddi kayba yol açabilir hatta sonu gelmeyen vefat halleri ve ulaşılamayan paydaşlar nedeniyle taraf teşkili aşamasının uzun yıllar boyu devam etmesi neticesinde tahammül sınırları zorlanabilir. Bu nedenle her davada olduğu gibi ortaklığın giderilmesi davasına da "bir dilekçe vererek dava açtım" gözüyle bakmak, maddi ve manevi açıdan kişileri yıpratabilecek tehlikeli bir durumdur.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davası Nasıl Açılır?

Ortaklığın giderilmesi davası, dava şartı arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra ilgili paydaşın bu yöndeki taleplerini içeren ortaklığın giderilmesi dava dilekçesi ile birlikte yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinin bulunduğu yerdeki adliyeye giderek veya kendi bulunduğu yerdeki adliyeden yine yetkili yer Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere, hukuk mahkemeleri ön bürosuna başvurması ve adli yardım talebi bulunmuyor ise dava için gerekli harç ve masraf avansını vezneden ödemesi suretiyle açılabilir.


Ortaklığın giderilmesi davası hakkında bir Avukattan vekillik hizmeti almak istenir ise adliye yerine doğrudan tercih edilen Avukata gidilerek, vekillik hizmeti hususunda anlaşma sağlanması halinde herhangi bir noterden, ortaklığın giderilmesi davası açmaya, satış talebinde bulunmaya ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurmaya ilişkin özel yetkili vekaletname tanzim ettirilmesi yeterlidir. Yurt dışında bulunan Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşının, Türkiye'de bir Avukat tarafından temsil edilerek dava açmak istemesi halinde, bulunduğu ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti Devleti Konsolosluğuna nüfus cüzdanı, geçerli pasaportu ve son 6 ay içerisinde çekilmiş 2 adet vesikalık fotoğrafı ile müracaat ederek, özel yetkili vekaletname tanzim ettirmesi gerekmektedir. İzmit'te Ortaklığın Giderilmesi Davası Avukatı arayışlarınız için tarafımız ile iletişime geçerek randevu alabilirsiniz.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davası Açıldıktan Sonra Ne Olur?

Dava dilekçesinin ilgili adliyeye verilmesinden hemen sonra dilekçe tevzi edilerek öncelikle davanın görüleceği mahkeme ve dosya numarası belirlenir. Akabinde ilgili mahkeme dilekçe üzerinde inceleme yaparak, dava dilekçesinin zorunlu unsurlarının bulunup bulunmadığını kontrol eder ve yargılama usulünü belirler. Akabinde açılan davaya cevap ve delillerini sunması için dava dilekçesini davalıya tebliğ eder.

Dava süreci aşamalar halinde ilerler, bunlar sırasıyla layihalar(dilekçeler), ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama, karar ve olağan kanun yolu aşamalarından oluşur.


Tahkikat aşamasına geçildiğinde mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde mahallinde keşif yapılarak, ortaklığın ne şekilde giderilebileceğine ilişkin bilirkişilerden görüş alınır. Eğer davanın reddi için bir neden bulunmuyorsa mahkeme tarafından paydaşların iradeleri doğrultusunda paylaşıma, taraflardan en az birinin talep etmesi ve malın eşit bir şekilde bölünebilir olması halinde aynen taksime veya davaya konu olan malın bölünebilir olmaması ya da bölünmesi halinde değerinde önemli derecede azalma meydana gelecek olması durumunda ise açık artırma yoluyla satış yapılarak ortaklığın sona erdirilmesine karar verilebilir.


Taraf iradeleri doğrultusunda yapılacak paylaşım esnasında kazanılacak değerler arasında bir eşitsizlik bulunur ise bunun para veya ivaz ile denkleştirilmesi gerekir. Paylaşılacak malın her paydaşa eşit bir şekilde bölünebilmesi halinde denkleştirme yapmaya hacet kalmaksızın aynen taksim ile mal bölünerek paydaşlara eşit bir şekilde dağıtılır. Şayet taraflar arasında paylaşım konusunda anlaşma sağlanamaması ve aynen taksim şartlarının da mevcut olmaması nedeniyle ortaklığın açık artırma yoluyla satış yapılarak giderilmesine karar verilmiş ise karar kesinleştikten sonra dosya satış memurluğuna tevdi edilir.


Satış memurluğu, kıymet takdiri, satış ilanları gibi işlemleri yerine getirerek dava neticesinde verilen karara uygun bir şekilde ihale sürecini yürütür ve satıştan gelen paranın hissedarlar arasında paylaşımı ile satılan malın alıcıya devir ve tescili işlemlerini gerçekleştirir. Ancak ihale sürecinde yasaya aykırı bir işlem gerçekleştirilmiş ise İhalenin Feshi Davası açılarak satış işleminin iptal edilmesi ve ihale sürecinin yenilenmesi de mümkündür.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davası Kaç Yıl Sürer?

Ortaklığın giderilmesi davasının kaç yıl süreceği konusunda önden kesin bir süre verebilmek mümkün değildir. Bu süre mahkemenin iş yoğunluğu, dosyadaki delillerin niteliği ve niceliği, taraf ve tanık sayısı, bilirkişi incelemesi ve keşif yapılmasını gerektiren hususlar, tebligatlar yönünden tarafların ulaşılabilirlik halleri, bekletici mesele yapılan harici davaların durumu, eksikliklerin giderilmesi için tarafların ne kadar çaba sarf ettiği, hastalık, izin, ölüm gibi beklenmedik haller nedeniyle her zaman değişebilir.


Kocaeli İzmit için Ortaklığın Giderilmesi Davalarında sürenin, mahkemeye başvurulmasından itibaren İlk Derece Mahkemeleri nezdinde takribi olarak 1 ile 1.5 yıl, Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde 1 ile 2 yıl arasında değiştiğini söyleyebilmek mümkündür. Ancak ortalama olarak verilen bu sürelerin bulunulan il ve mevcut durumun şartlarına göre her zaman kısalıp uzayabileceğini unutmamak gerekir.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davasında Akdi Avukatlık Ücreti ve Yargılama Masrafları Ne Kadar?

Ortaklığın giderilmesi davasında akdi Avukatlık ücretinin belirlenmesinde, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan ilgili yılın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenen (2026 yılı Ortaklığın giderilmesi ve taksim davaları için KDV. hariç 40.000,00 TL ve ortaklığın giderilmesi için satış memurluğunda yapılacak işlerin takibi için KDV. hariç 18.000,00 TL) tutardan daha az olmamak kaydıyla, genellikle ortalama olarak Avukatın bulunduğu il Baro Başkanlığı tarafından yayımlanan ilgili yılın Tavsiye Niteliğindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınmaktadır. İl Baro Başkanlıkları tarafından Kocaeli İzmit'te 2026 yılında ortaklığın giderilmesi davası için 122.000,00 TL'den az olmamak üzere elde edilen menfaatin %16'sı oranında, İstanbul genelinde ise 116.000,00 TL'den az olmamak üzere elde edilen menfaatin %16'sı oranında akdi avukatlık ücreti uygulanması tavsiye edilmektedir.


Ortaklığın giderilmesi davasında akdi avukatlık ücreti konusunda net bir tutar söyleyebilmek mümkün olmamakla beraber, Avukatın bulunduğu il, davanın bulunduğu il, dava değeri, ulaşım ve konaklama gibi ek masraf kalemleri, davanın bitmesi için öngörülen süre, vekil edenin özel talepleri, Avukatın kişisel olarak belirlediği fiyat tarifesi gibi nedenlerle ücret tutarı her zaman aşağı veya yukarı yönlü değişkenlik gösterebilir.


Yargılama giderleri ise bireylerin hak arama hürriyetlerinin sağlanabilmesi amacıyla devlet tarafından sunulan kamu hizmetlerinin finanse edilebilmesi için alınan başvuru harcı, peşin harç, karar harcı, kanun yoluna başvurma harcı, keşif harcı ve benzeri gibi harç kalemleri ile yargılama esnasında üçüncü şahıslar aracılığıyla yapılan posta işlemleri, bilirkişi incelemesi ve benzeri gibi çeşitli hizmet kalemlerinden doğan masraflardan oluşmaktadır. Her dava kendi içerisinde çeşitlilik gösterdiğinden, yargılama giderleri için tek bir tutar söyleyebilmek hatta tam doğru bir şekilde öngörebilmek mümkün değildir. 2025-2026 yılında maktu olarak ödeneceği belirlenen başvurma harcı 732,00 TL, peşin harç 732,00 TL'dir. Ancak diğer muhtemel masraf kalemleri ile birlikte 2026 yılında ortalama olarak Kocaeli İzmit'te ortaklığın giderilmesi davası için 35.000,00 TL, satış memurluğunda yapılacak satış işlemleri için de 40.000,00 TL gibi bir yargılama gideri bütçesi ayrılması önerilmektedir.


  1. Avukat Olmadan Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılabilir Mi?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 71. maddesinde: "Dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir." şeklinde hükmedilmiştir. Bu nedenle Avukat olmadan dava açılamaması gibi bir kısıtlama söz konusu değildir. Ancak şunu hatırlatmakta fayda vardır ki düşünülenin aksine her bir yargı uyuşmazlığı, uyulması gereken detaylı bir teknik sisteme, kurala ve kısıtlamaya tabidir. Ayrıca yasa gereği birçok konuda mahkeme tarafından resen inceleme ve araştırma yapılamaz. Bu nedenle halk arasında oluşan; bir dilekçe verilmesi veya problemlerin sözlü olarak dile getirilmesi suretiyle istenilen neticenin alınabileceği zannı tehlikeli bir yanılgıdan ibarettir. Yargılama esnasında duygu ve düşünceler değil somut disiplinler söz konusudur, yaptığınız veya yapmadığınız bir işlem ciddi problemler ve geri dönülemez zararlar doğurabilir. Bu nedenle tahmin edilemeyen beklenmedik sonuçlar, hak, zaman ve maddi kayıplarla karşılaşılmaması adına bir Avukata danışılması önem arz etmektedir.


  1. Ortak Malın Mahkeme Tarafından Satışı Engellenebilir Mi?

Ortaklığın dava yoluyla mahkeme tarafından giderilmesi için kural olarak paydaşlardan birinin ortaklığın giderilmesini istemesi yeterlidir. Bu nedenle hukuk camiasında, ne olursa olsun ortaklığın dava yoluyla mahkeme tarafından giderilmesinin engellenemeyeceğine dair yaygın bir kanaat vardır. Ancak bu kanaatin her koşulda doğru olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.


Ortaklığın dava yoluyla mahkeme tarafından giderilmesine engel olan hallerin başında, Türk Medeni Kanununun 698. maddesinin 3. fıkrası ile kararlaştırılan: "Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz." hükmü yer almaktadır. Ucu bir hayli açık olan bu hükmün sınırları, kanun yolu başvuruları neticesinde ortaya çıkan içtihatlar ile gün geçtikçe daha belirgin hale gelmeye devam etmektedir. Bu konuda misal vermek gerekir ise; Yargıtay tarafından ortak mülkiyete konu olan taşınmazın faal olarak yüksek bir kira getirisi bulunması durumu ortaklığın satış yoluyla giderilmesine engel bir hal olarak görülmez iken hakkında kesinleşmiş kamulaştırma kararı bulunan ancak henüz idare nezdinde tescil işlemleri gerçekleştirilmemiş olan taşınmaz hakkında ortaklığın satış yoluyla giderilmesi için uygun bir zaman olmadığı belirtilmektedir.


Yine Türk Medeni Kanununun 698. maddesinin 2. fıkrasında yer alan: "Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık süre ile sınırlandırılabilir." hükmü, ortaklığın giderilmesini engelleyebilecek kurallar arasında yer almaktadır. Bu fıkra doğrultusunda, paydaşların oybirliği ve resmi şekil şartına uygun bir şekilde karar alarak, en fazla on yıl süreyle paylaşma istemini ileriye dönük olarak yasaklamış olmaları halinde, kararlaştırılan süre dahilinde ortaklığın giderilmesi isteminin engellenebilmesi mümkündür.


Bunlar dışında doğrudan kesin olarak engel olamamakla beraber Yargıtay, paylaşım istemine konu olan taşınmazın mülkiyet hakkı üzerinde taraf değişikliği yaratabilecek harici davaların da ortaklığın giderilmesi davasında bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmektedir. Taşınmazın aynından doğan mülkiyet hakkına dayalı yargılamaların günümüzde bir hayli uzun zaman alabildiği gözetildiğinde, bekletici mesele yapılarak davada karar verilmesini fiilen durdurabilecek olan bu gibi durumların da geçici bir süreliğine ortaklığın giderilmesine engel teşkil edebileceği söylenebilir.


  1. Ortaklığın Giderilmesi Davasında Hissedarların Alış Önceliği Var Mıdır?

Ortaklığın giderilmesi davası dışında, paylı mülkiyete konu olan taşınmazın bir kısmının, hali hazırdaki paydaşlar dışında kalan üçüncü bir kişiye iradi satış yoluyla devredilecek olması halinde diğer paydaşların "Ön Alım Hakkı" mevcuttur. Bundan dolayı da halk arasında genellikle, ortaklığın giderilmesi davası neticesinde gerçekleştirilecek olan ihale sürecinde de davaya konu olan malda paydaş sıfatına sahip olan kişilerin, ihaleye katılmak isteyen üçüncü kişilerden önce alım hakkı olduğuna dair yaygın ve kısmen hatalı olan bir inanış bulunmaktadır. Halk arasındaki bu yaygın inanış, dava dışı yollarla iradi olarak yapılan pay satışı işlemi ile ortaklığın dava yoluyla cebren satış yapılarak sona erdirilmesi işlemlerinin birbirine benzetilmesi ve ön alım hakkının her iki konuyla da bağdaştırılmasından kaynaklanmaktadır.


Ortaklığın giderilmesi davasında ihale yoluyla satılacak olan taşınmaz veya taşınır mala ilişkin mevcut paydaşların doğrudan ön alım hakkı bulunmamaktadır. Ancak tüm paydaşların eksiksiz ve tam olarak ilgili mahkemeden, satış sürecinde gerçekleştirilecek ihalenin mevcut paydaşlar arasında yapılmasını istemeleri halinde Mahkeme tarafından da ihalenin üçüncü kişilere kapalı olarak yapılmasına karar verilebilir. Tabi bu gerekliler yerine getirilmeden, Mahkeme tarafından doğrudan satın alım isteminde bulunan paydaşa taşınmazın devrinin gerçekleştirileceği ya da ihaleye üçüncü kişilerin katılamayacağı yönünde bir beklenti içerisine girilmemelidir. Paydaşların tamamı mahkemeden bu yönde bir talepte bulunmadığı takdirde ihale sürecinin tüm isteklilerin katılımına açık olarak yapılması esas kabul edilir.


  1. İhalede Satılacak Olan Malın Fiyatı Nasıl Belirlenir?

Ortaklığın giderilmesi davasından sonra satış memurluğu tarafından ihaleye konu olan mala ilişkin kıymet takdiri yapılarak muhammen bedeli tespit edilir. Kıymet takdirinin ilgililere tebliğ edilerek kesinleşmesi ve gerekli satış ilanlarının yapılmasından sonra ihale günü ve saatinde açık artırma işlemi, muhammen bedelin %50'si ve satış masraflarının toplamından oluşan tutardan başlar. Bu tutarın üzerinde olan en yüksek teklifi veren alıcı, ihaleye konu olan malı satın almaya hak kazanır.


  1. İhale Sonunda Satılan Malın Bedeli Ne Zaman ve Nasıl Paylaştırılır?

İhale alıcısı, ihalenin gerçekleştirilmesinden sonra İhalenin Feshi Davası açılmış olsa dahi açık artırma sonuç tutanağının ilanından itibaren 7 gün süre içerisinde ihale bedelini satış memurluğuna ödemekle yükümlüdür. İhale tarihinden itibaren 7 gün süre içerisinde İhalenin Feshi Davası açılmaması veya İhalenin Feshi Davası açılması halinde ret kararının kesinleşmesinden sonra satış masrafları, harçlar, vergiler, mal üzerindeki ipotek, rehin ve hacizlerin kaldırılması için gerekli tutarlar ayrılarak, kalan para paydaşların hisseleri oranında paylaştırılır. Şayet Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası açılarak belirli bir paydaş lehine harici bir hak kazanılmış ise bu hakkın tutarı da doğrudan ilgili paydaşa ödenmek üzere önceden ayrılır.


Paydaşlara ödenecek olan para için satış memurluğu tarafından elden ödeme yapılmamaktadır. Her paydaş için bankada ayrı ayrı hesap açılarak hisseye düşen pay tutarı ilgili kişinin banka hesabına nakden ödenir.


  1. Satış Sonrasında İhalenin İptal Edilebilmesi Mümkün Müdür?

Ortaklığın giderilmesi davasına konu olan malın satış memurluğundaki hazırlık aşamaları ve ihale sürecinde yapılabilecek yasaya aykırı ve usulsüz işlemler nedeniyle ihalenin gerçekleştiği andan itibaren 7 gün süre içerisinde ve satış ilanının tebliğ edilmemiş olması gibi durumlarda her halde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde, paydaşlar, ihale alıcısı ve ihalede pey ileriye sürenler, tapu veya trafik sicilinde bulunan ilgililer, menfaatleri zarar görebilecek üçüncü kişiler tarafından yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde İhalenin Feshi Davası açılabilmesi mümkündür.


İhaleye fesat karıştırılması, ihale alıcısının esaslı hataya düşmesi, kıymet takdirindeki hatalar, satış ilanlarının usule uygun olmaması, vergi oranlarının belirtilmemesi, ihale şartnamesinin ilanda yer almaması, ihale şartnamesinin ilgililerin incelemesine açık tutulmaması, sürelere uyulmaması, tebligatlardaki usulsüzlükler ve bazı durumlarda muhammen bedelin altında satış yapılması gibi nedenler ihalenin feshine sebebiyet verebilir.


Son


Okuması 11 dakika süren bu makalemiz, maddi kazanç sağlama amacı gütmeden, iş ve günlük çalışmalarımızdan arta kalan zamanlar kullanılarak tarafımızca hazırlanmıştır. Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederiz.


3 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Misafir
27 Şub
5 üzerinden 5 yıldız

Bilgilendirme için teşekkür ederm

Beğen

Misafir
27 Şub
5 üzerinden 5 yıldız

Karabükde dedemden kalan yerler var ama tapuda annemin üzerine görünmüyormuş buna ne yapabiliriz

Beğen
Av. Cihat Gümrük
Av. Cihat Gümrük
27 Şub
Şu kişiye cevap veriliyor:

Anneniz noterden dedenizin mirasçılık belgesini aldıktan sonra belediyeden taşınmazların rayiç değerlerini gösterir yazı alarak önce vergi dairesine başvurup veraset ve intikal vergisini ödemesi ve ilişik kesme yazısı alması gerek ardından Webtapu'dan intikal işlemleri için randevu alıp Tapu Müdürlüğüne müracaat ettiğinde taşınmazların intikali memurlar tarafından gerçekleştirilecektir.

Beğen

Son Makaleler

Kocaeli İzmit Boşanma Avukatı

İLETİŞİM

Adres

Körfez Mahallesi Berk Sokak Kavşut Apartmanı B Blok No: 8 Daire : 5 İzmit/KOCAELİ

Telefon & Mail

+90 (535) 236 78 75

Çalışma Saatleri

Haftaiçi

09:00 – 18:00

Haftasonu

10:00 – 22:00

  • Whatsapp
  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram
  • Twitter

Avukat Cihat Gümrük Hukuk Bürosu
© Tüm hakları saklıdır.

  • Whatsapp
  • LinkedIn
  • X
  • Facebook

Yasal Uyarı: Bu sitede paylaşılan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. T.C. Barolar Birliği’nin ilgili düzenlemelerine uygun olarak hiçbir şekilde reklam, teklif, hukuki görüş amacı gütmez. Bu bilgilerin ulaşması hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu sitenin ziyaret edilmesi yukarıdaki şartların kabul edildiği anlamına gelmektedir. Bu sitede yayımlanan makaleler dışında kalan sözleşme, protokol, dilekçe, form, politika ve metinlerin telif ve fikri mülkiyet hakları Av. Cihat Gümrük Hukuk Bürosu'na ait olup izinsiz olarak ticari amaçla ve kazanç maksadıyla kullanılması ve paylaşılması yasaktır. 

bottom of page