top of page

Araç Değer Kaybı Tazminatı Nasıl Alınır

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Cihat Gümrük
    Av. Cihat Gümrük
  • 2 gün önce
  • 16 dakikada okunur
Araç Değer Kaybı Tazminatı Nasıl Alınır, İzmit Kocaeli Avukat
Araç Değer Kaybı Tazminatı Nasıl Alınır

Giriş


Trafik kazaları, yalnızca fiziksel hasarla sınırlı kalmayıp araç sahipleri açısından ciddi ekonomik kayıplara da yol açmaktadır. Bir araç kazaya karıştıktan sonra her ne kadar onarılıp teknik olarak eski haline getirilse dahi piyasa değerinde de kaçınılmaz bir düşüşle karşı karşıya kalır. İşte bu noktada ekonomik olarak zarar gören araç sahipleri, bu zararın giderilmesi için “araç değer kaybı tazminatı nasıl alınır” sorusunun yanıtlarını aramaya başlar.


Rehber niteliğindeki bu makalemizde, araç değer kaybı tazminatı hakkında merak edilen tüm soruların yanıtlarına detaylı olarak ulaşabilirsiniz.


Araç Değer Kaybı Tazminatı Nasıl Alınır? (2026)


  1. Araç Değer Kaybı Tazminatı Nedir?


Araç değer kaybı tazminatı, trafik kazası neticesinde aracının değerinde azalma meydana gelen araç sahibinin uğradığı zararın tazmin edilmesine yarayan haktır. Bu hakkın elde edebilmesi için gerçekleşen kazada %100 oranında, yani tam kusurlu bulunulmaması ve olayın öğrenilmesi anından itibaren 2 yıl, kazanın meydana geldiği andan itibaren en geç 10 yıl süre içerisinde zararın tazmininin istenilmiş olması gerekir. Ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda, gerçekleşen kazayla beraber cezayı gerektiren bir suç eylemi de meydana gelmiş ise hak düşürücü sürenin ceza zamanaşımı süresi kadar uzayacağı kabul edilmektedir.


Hukuk Genel Kurulu 2020/639 E. 2024/31 K. - 31.01.2024 : "2918 sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir."



  1. Araç Değer Kaybı Tazminatını Kim Öder?

Kazada kusurlu bulunan aracın sigorta şirketi, mağdur araç sahibinin yasal olarak eksiksiz bir şekilde başvuruda bulunmasından itibaren 15 gün süre içerisinde, araç değer kaybı bedelini eksiksiz olarak ödemekle yükümlüdür. Keza kusurlu aracın maliki, işleteni, sürücüsü ve Güven Hesabı da sigorta şirketi ile beraber mağdur araç malikine karşı müteselsilen sorumlu olduğundan bu kişilere karşı da zararın tazmini için ayrıca rücu edilebilir.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/51 E. 2023/5586 K. - 25.04.2023 : "...2918 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61 inci maddesi gereğince davacının zararına kusuru ile sebebiyet veren plakası tespit edilemeyen araç sürücüsü, işleteni, Güvence Hesabı, motosiklet sürücüsü ve işleteninin müteselsilen sorumlu olduğu, davacının 6098 sayılı Kanun'un 162 ve 163 üncü maddeleri gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan birine karşı da dava açabileceği,..."



Zorunlu mali mesuliyet sigortaları sadece karşı tarafın uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlü olup sigorta yaptırılan aracın kendi zararlarını karşılamaz. Bu nedenle araç değer kaybı bedelinin tazmini için mağdur olan aracın kendi sigorta şirketine başvuru yapılamaz.


Öte yandan gerçekleşen kaza nedeniyle mağdur olan aracın gördüğü zararda birden fazla sayıda kusurlu kişi bulunması halinde, bunlardan her biri zarar görene karşı kendi kusuru oranında müteselsilen sorumlu olur.


Hukuk Genel Kurulu 2013/2441 E. 2015/1541 K. 10.06.2015 : "Es söyleyişle, KTK.'nun 88/1 nci maddesi uyarınca bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zararlardan dolayı, birden fazla tazminat yükümlüsü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Bu itibarla, kazaya neden olan her iki aracın zorunlu mali sorumluluk sigortalarının ayrı ayrı poliçe limitlerinin toplamı esas alınarak, her bir sigortanın kendi sigortalısının kusuruna göre ve toplam gerçek destek zararları karşılanana kadar ayrı ayrı kendi limitlerine göre sorumlu oldukları gözetilerek hüküm kurulması gerekir."



  1. Araç Değer Kaybı Tazminatı Başvurusu İçin Gerekli Belgeler Nedir?


Araç değer kaybı tazminatı için gerekli belgeler şunlardır:

  • Araç değer kaybı başvuru dilekçesi : Vakıa anlatımı ve uğranılan zararın tazmini talebini içeren dilekçe.

  • Karşı tarafın ZMM poliçesi bilgileri : Başvuru yapılacak sigorta şirketinin belirlenebilmesi için gereklidir.

  • Mağdur aracın ruhsatı : Sigorta şirketi tarafından araç sahibinin kim olduğunun tespit edilebilmesi ve uğranılan zararın hesaplanabilmesi için gereklidir.

  • Mağdur araç sahibinin nüfus cüzdanı : Sigorta şirketi tarafından başvuran kişinin mağdur araç sahibi olup olmadığının tespit edilebilmesi için gereklidir.

  • Mağdur aracın kaza anındaki sürücüsünün ehliyeti : Kusur durumunun tespit edilebilmesi için gereklidir.

  • Taraflarca veya kolluk tarafından düzenlenmiş olan trafik kazası tespit tutanağı : Kusur durumunun tespit edilebilmesi için gereklidir.

  • Hasar dosya numarası : Aracın tamir sürecine ulaşılabilmesi için gereklidir. Aracın onarıldığı tamirhaneden öğrenilebilir.

  • Hasar ekspertiz raporu : Uğranılan zararın hesaplanabilmesi için gereklidir. Kazada görevlendirilen ekspertize başvurularak alınabilir.

  • Hasar fotoğrafları : Kusur durumunun ve uğranılan zararın tespiti için gereklidir.

  • Onarım faturası : Uğranılan zararın tespiti için gereklidir. Aracın onarıldığı tamirhaneden alınmalıdır.

  • Mağdurun aracın kaza anındaki kilometre bilgisi : Uğranılan zararın tespiti için gereklidir.

  • Mağdur araç sahibinin banka hesap ve iban bilgileri : Tespit edilen zararın sigorta tarafından ödenebilmesi için gereklidir.


Hasar ekspertiz raporu, onarım faturası gibi gerekli olan belgelerin bir kısmı başvuru yapmadan önce hali hazırda sigorta şirketi nezdinde mevcut olabilir. Ancak uyuşmazlık yaşanması ve konunun yargıya intikal etmesi halinde iddiaların somut delillerle ispatı ve zararın mahkeme tarafından tespiti esnasında, zorunlu olarak husumetli bulunulacak olan sigorta şirketi tarafından bu belgelerin sunulmasından kaçınılması söz konusu olabilir. Bu nedenle üçüncü kişilerden temin edilmesi gereken belgeler için talep edildiğinde sıklıkla söylenilen: "Ne gerek var sigorta şirketinde zaten bu evraklar var", "Biz sigorta şirketine göndereceğiz sizin almanıza gerek yok" gibi söylemlere aldırış etmeden, ilgili kişilerden gerekli belgeleri temin etmeleri için ısrarcı olunmasında ve temin edildikten sonra da mağdur araç maliki tarafından saklanılmasında yarar vardır. Aksi halde onca uğraş ve emeğin sonucunda, zararın somut delillerle ispat edilememesinden dolayı yargı nezdinde aleyhte bir karar verilebilmesi ve katlanılacak yargılama gideri masrafları ile beraber daha da fazla zarara uğranılması söz konusu olabilir.


  1. Araç Değer Kaybı Tazminatı İçin Sigortaya Nasıl Başvuru Yapılır?


Aracın değer kaybetmesinden doğan zararın tazmini için olayın öğrenildiği andan itibaren 2 yıl, kazanın meydana geldiği andan itibaren en geç 10 yıl süre içerisinde, Araç Değer Kaybı Tazminatı Başvuru Dilekçesi ve yukarıda sayılan gerekli belgeler ile beraber, kazada kusurlu bulunan aracın ZMM poliçesini düzenleyen sigorta şirketine yazılı olarak başvuruda bulunulması gerekir.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23273 E. 2022/901 K. - 20.01.2022 : “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."



Uyuşmazlık halinde sigorta şirketine başvuru yapıldığının ispatlanabilmesi açısından, başvurunun noter kanalıyla ihtarname gönderilerek yapılması önemlidir. Nitekim başvurucunun güvenli elektronik imza sahibi olması ve Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sistemine üye olunması halinde KEP sistemi üzerinden de sigorta şirketinin KEP adresine posta gönderilerek, ispat hususunda problem yaşamadan başvuruda bulunulması mümkündür.


Bir diğer yöntem ise iadeli taahhütlü posta yoluyla sigorta şirketine başvuru yapılmasıdır. Ancak iadeli taahhütlü posta, yalnızca gönderilen postanın, zarfın veya paketin alıcıya teslim edildiğini ispatlamaya yaramakta olup posta içerisinde ne gibi bir belge bulunduğunu kayıt altına almamaktadır. Bu nedenle iadeli taahhütlü posta yoluyla başvuru işleminin zarf ya da harici bir paket kullanılmadan, doğrudan gönderilen belgenin üzerine barkod yapıştırılması suretiyle gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir. Tüm belgelerin paketlenmeden gönderilmesinin zorluğu ve uyuşmazlık halinde başvuru yapıldığının ispatında güçlük çekilebileceğinden dolayı uygulamada kullanılan başvuru yöntemleri arasında son sıralarda tercih edilmektedir.


Uygulamada en sık kullanılan yöntem, başvuru dilekçesinin ıslak imzalı halinin ve gerekli belgelerin dijital olarak taranıp sigorta şirketinin mail adresine e-mail gönderilmesi yoludur. Kişisel kanaatimize göre yasal geçerliliği halen muğlak olan bu yöntem, sigorta şirketi tarafından başvuru yapıldığı bizzat kabul edilmediği sürece yasal olarak geçerli bir yol olmasa da ve bazı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından kabul edilmese de Yargıtay içtihatlarında geçerli olarak kabul edilebileceğinin belirtildiği durumlara sıklıkla rastlanılmaktadır.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6512 E. 2025/3574 K. 03.03.2025 : "Uyuşmazlık, 25.04.2021 tarihinde trafik sigortası bulunmayan aracın, davacının sürücüsü olduğu motosikletle karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Somut olayda maluliyet raporu başta olmak üzere diğer belgeler davalıya 28.02.2022 tarihli mail ile iletilmiş olup gerekirse davalıdan hasar dosyası da celbedilip temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken nasıl belirlendiği anlaşılamayan 02.06.2022 tarihinden faize hükmedilmesi hatalı olup kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir."



Yine e-mail ile benzer olan bir diğer yöntem bazı sigorta şirketlerinin internet sitelerinde yer alan başvuru ekranlarından form doldurulup gerekli belgelerin dijital olarak sisteme yüklenmesi suretiyle sigorta şirketine ulaşılması yoludur. Bu başvuru yolu da uyuşmazlık halinde sigorta şirketi tarafından açıkça kabul edilmediği sürece ispat açısından yasal başvuru şartlarını taşımasa dahi çoğu kez gerekli şartların varlığı halinde sigorta şirketleri tarafından tazminat tutarlarının ödenmesinden dolayı, ilave bir masraf gerektirmemesi, hızlı ve pratik olması avantajlarıyla mağdur araç sahipleri tarafından e-mail ile beraber ilk tercih edilen başvuru yolları arasında yer almaktadır. Kişisel kanaatimizce de hızlı bir şekilde olumlu sonuçlanma ihtimaline binaen önce genel dijital başvuru yolları tüketilip, olumlu bir netice alınamaması halinde uyuşmazlığı yargıya taşımadan önce ispat güvenliğinin garanti altına alınabilmesi için noter veya KEP kanalları aracılığı ile ihtar gönderimi yapılarak tekrar başvuru yapılmasında önem bulunmaktadır.


Ayrıca 05 Nisan 2023 tarihinde 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kararlaştırılmıştır. Bu nedenle kanunun yürürlüğe girdiği 01 Eylül 2023 tarihi itibariyle araç değer kaybı tazminatı kapsamında mali mesuliyet poliçesini düzenleyen sigorta şirketine karşı açılacak olan davalar da dava şartı zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. İlgili kanun metnine burada yer alan bağlantıdan ulaşabilirsiniz.


  1. Hangi Hallerde Sigorta Araç Değer Kaybı Tazminatını Ödemez?


Sigorta şirketine araç değer kaybının tazmini için başvuruda bulunulduktan sonra genel olarak şu nedenlerden dolayı ödeme yapılmayabilir:

  • Başvuru yapan tarafın gerçekleşen kazada %100 oranında kusurlu bulunması.

  • Olayın öğrenildiği andan itibaren 2 yıl ve her halde kaza anından itibaren en geç 10 yıllık hak düşürücü sürelerin dolarak hakkın zamanaşımına uğramış olması.

  • Sigorta şirketinin ZMM ve ihtiyari mali mesuliyet (İMM) poliçesi limitleri kapsamında ödemekle yükümlü olduğu teminat tutarının tükenmiş olması.

  • Başvuru esnasında eksik veya yanlış bilgi ve belge verilmesi.

  • Başvurunun usule uygun bir şekilde sigorta şirketine ulaşmamış olması.

  • Başvurunun mağdur aracın yasal maliki veya yasal temsilcisi dışında, hak sahibi bulunmayan yakını veya üçüncü bir kişi tarafından yapılması.

  • ZMM poliçesi kapsamında sigortacısına başvuru yapılan tarafın gerçekleşen kazada hiçbir kusurunun olmaması, kazanın meydana gelmesinde üçüncü bir kişinin kusurlu bulunması veya mevcut belge ve bilgilere göre kusurun tam olarak tespit edilememesi.

  • Araç değer kaybı tazminatının daha önce ödenmiş olması.

  • Mağdur olan araç henüz onarılmadan veya onarım faturası sigorta şirketine ulaştırılmadan önce erken başvuru yapılması.

  • Mağdur aracın hasar aldığı bölgeden daha önceki başka bir kazada ağır hasar alarak tamir edilmiş olması veya kaza öncesinde mevcut olan başka bir hasar bulunması yahut önemsiz plastik aksam gibi aracın değerini etkilemeyen bir bölgeden hasar alınmış olması.


Bunlar dışında, uygulamada bazen her şey doğru bir şekilde yapılmış olsa dahi kimi zaman sigorta şirketlerinin iş yoğunlukları veya çeşitli aksaklıklar dolayısıyla ödemeleri geciktirebildikleri yahut başvurucuyu ne kadar kararlı olduğu konusunda sınayarak, arabuluculuk, dava veya tahkim gibi kanun yollarına başvurulmasını bekledikleri ve ticari kazanç kaygısıyla ödeme yapmaktan imtina ettikleri görülebilmektedir. Bu gibi hallerde, başvurudan itibaren 15 günlük yasal ödeme süresi geçtikten sonra sigorta şirketi ile irtibata geçilerek ödemenin yapılmamasının nedeninin öğrenilmesi ve umut vaat etmeyen durumlarda gecikmeksizin yargı yollarına başvurulması gerekmektedir.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23273 E. 2022/901 K. - 20.01.2022 : “Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır."



  1. Kazada Kusurlu Olan Taraf Araç Değer Kaybı Tazminatı Alabilir Mi?


Gerçekleşen kazada %100 oranında tam kusurlu bulunan araç maliki dışında, %100 oranından daha az bir oranla kısmen kusurlu bulunan araç maliki de kusursuz bulunduğu orana göre araç değer kaybı tazminatı alabilir.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3488 E. 2023/7981 K. - 14.06.2023 : "Kaza tespit tutanağında ve bilirkişi raporunda kusur oranları bakımından çelişki bulunduğu gibi, ... kararında söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alındığı açıklanırken, söz konusu raporda davacının davaya konu kazada kusurlu olduğu beyan edilmiştir.

Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, üç kişilik heyetten, kaza tutanağı ve bilirkişi raporundaki, çelişkilerin giderildiği, kazadaki kusur oranlarının belirlendiği ve davacının aracında oluşan hasar ve değer kaybı ile davalının eylemi arasında illiyet bağı olup olmadığının irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.



Şayet gerçekleşen kazada tarafların kusur oranları kesin bir şekilde tespit edilemediği durumlarda Yargıtay, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereği kusur sorumluluğunun taraflara %50 oranında paylaştırılması gerektiğini belirtmektedir.


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/5887 E. 2020/4076 K. - 29.06.2020 : "Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, sürücülerden hangisinin kusurlu olduğunun toplanan tüm delillere rağmen kesin olarak tespit edilemediği durumlarda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, işletme tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığından, zararın yarı yarıya paylaştırılması gerekir. Açıklanan nedenlerle tehlikeler eşit kabul edilerek her iki araç sürücüsünün de %50'şer oranda kusurlu olduğunun kabulü ile usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle, hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.



  1. Kasko Araç Değer Kaybı Tazminatını Karşılar Mı?


Zorunlu mali mesuliyet (ZMM) sigortası veya tamamlayıcı nitelikteki ihtiyari mali mesuliyet (İMM) sigortası, sözleşme ile garanti altına alınan risklerine dair sigorta ettirenin karşısında yer alan üçüncü kişilerin zararlarını karşılayan bir güvence türü iken kasko poliçesi ise gerçekleşebilecek risklere dair bizzat sigorta ettirenin kendi zararlarını güvence altına alan bir sigorta türüdür.


Sigorta ettiren, kasko poliçesi ile kararlaştırılan anlaşmalar dahilinde, kendi aracında veya karşı tarafın aracında meydana gelebilecek araç değer kaybı riskini güvence altına almış ise bu zararın kasko tarafından karşılanabilmesi mümkündür.


  1. Sigorta Araç Değer Kaybı Tazminatını Ödemezse Ne Yapılır?


Haklı olarak, doğru zamanda ve eksiksiz bir şekilde başvuruda bulunulmuş olmasına rağmen mağdur araç malikine araç değer kaybı tazminatı ödemesi yapmaktan imtina eden sigorta şirketine karşı ancak yargı yollarına başvuruda bulunulabilir. Bu yargı yolları icra müdürlükleri nezdinde ilamsız icra takibi, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde tahkim yargısı ve genel mahkemeler nezdinde dava yolu olmak üzere 3'e ayrılır.


İlamsız icra takibi yolu, sigorta şirketi tarafından ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün süre içerisinde itiraz edilmediği takdirde en pratik, en az masraflı ve en hızlı tahsilat yöntemi iken aynı zamanda takipte borçlu sıfatı ile yer alacak olan sigorta şirketine sağladığı itiraz kolaylığı açısından uygulamada kesin sonuç alınabilmesi ihtimali en düşük olan ve bu aşamada zarar tutarı ile kusur oranının belirsizliğinden dolayı doğrudan başvurulması en tehlikeli olan yöntemdir. Takibe itiraz edilmesi halinde uyuşmazlığın genel mahkemeler nezdine taşınarak itirazın iptali davası yoluna başvurulması gerekecektir.


Tahkim yargısı yolu, genel mahkemeler nezdinde ikame edilen davalara göre nispeten daha hızlı, daha az masraflı ve daha pratik inceleme süreci içeren bir yargı türü iken, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilecek olan karara karşı, her yıl değişen parasal kesinlik sınırlarına göre genellikle genel mahkemeler nezdinde itiraz yolu açık olduğundan dolayı işlevselliği biraz şansa bağlı bulunan bir yargılama sürecidir. Tahkim kararına itiraz halinde uyuşmazlık genel mahkemeler nezdine taşınacağından dolayı teoride direkt genel mahkemeler nezdinde dava yoluna başvurmak kadar kesin sonuca hızlı bir şekilde götürmese de tahkim sürecinde yapılacak incelemeler ile genel mahkemeler nezdinde açılacak davada yapılacak incelemeler bir hayli benzerlik gösterdiğinden dolayı, yargılama esnasında yapılan tespitlerin mağdur lehine olması halinde yeniden yargılama masrafları ile karşı karşıya kalmak istemeyen sigorta şirketleri tarafından uyuşmazlığın tahkim aşamasında iken giderildiğine uygulamada sıklıkla rastlanılmaktadır.


Genel Mahkemeler nezdinde açılacak dava yolu ise kesin sonuca en yakın olan ancak harç ve yargılama giderlerinden dolayı diğer yollara nazaran daha yüksek masraflı ve detaylı usul kuralları nedeniyle nispeten daha uzun süren bir yargılama sürecidir. Kimi zaman dava açmadan önce dava açma şartı olan zorunlu arabuluculuk süreci esnasında sigorta şirketi ile anlaşmaya varılması halinde kesin sonuca en az masraf ve hızlı bir şekilde ulaştıran yargılama süreci olarak da karşılaşıldığı olabilmektedir.


Doğru bir başvuruya rağmen sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaktan imtina edildiği hallerde hangi yargı yoluna başvurulacağının kararlaştırılması için kişisel kanaatimizce sigorta şirketinin neden ödeme yapmaktan imtina ettiğinin irdelenerek bir karar alınmasında yarar bulunmaktadır. Bilakis amaç salt olarak mağdurun alacağını tahsil etmesini engellemek ise sigorta şirketinin kesin bir sonuca kadar bu iradesini sürdürme olasılığı mevcut olduğundan dolayı zaman kaybetmeden direkt dava şartı arabuluculuk yolu tüketildikten sonra genel mahkemeler nezdinde yargı yoluna başvurulması daha mantıklı olacaktır. Ancak sigorta şirketinin meydana gelen kazada kusurun kimde, hangi oranla mevcut olduğu noktasında çekinceleri bulunması gibi bir nedenden dolayı ödeme yapılmaktan imtina edilmekte ise bu durumda da tahkim yoluna başvurulması mevcut uygulamalarda en mantıklı seçim olacaktır.


  1. Araç Değer Kaybı Dışındaki Başkaca Haklar Nelerdir?


Bir trafik kazası meydana geldikten sonra mağdur olan kişilerce talep edilebilecek çeşitli haklar şunlardır:

  • Hasar onarım bedeli : Hasar gören mağdur aracın onarımı için gerekli masraf tutarı.

  • Araç değer kaybı bedeli : Mağdur olan aracın aldığı hasar ve onarılması neticesinde gerçek değerinde meydana gelen azalma.

  • İkame araç bedeli : Mağdur aracın onarımı için gereken tamir süresinde aynı segmentte başka bir aracın kiralanması gereken masraf tutarı.

  • Kazanç kaybı tazminatı : Mağdur aracın gelir getiren ticari bir işte kullanılan araç olması ve aracın onarımı esnasında kullanılamamasından dolayı ticari olarak yoksun kalınan gelir.

  • Pert farkı (pert total) tazminatı : Mağdur aracın onarılmasının ekonomik olarak mantıksız olduğu durumlarda tam zayi olduğu kabul edilerek onarılmadan satışı yoluna gidilir. Aracın satışından elde edilen gelir (sovtaj bedeli) ile sigorta şirketi tarafından zararı tazmin etmek için ekstra olarak yapılan ödemenin aracın gerçek değerinin altında kalması sonucu, mağdurun eline geçen toplam tutar ile aracın gerçek değeri arasında kalan fark tutarı.

  • Tedavi giderleri : Kaza esnasında gerçek kişiler nezdinde meydana gelen sağlık sorunlarından doğan tedavi masrafları.

  • Diğer maddi tazminatlar : Kazayla bağlantılı olarak doğan çekici ücreti, otopark ücreti gibi diğer masraf kalemleri ile kaza esnasında araçta bulunan cep telefonunun kırılması gibi vakıalardan doğan diğer zarar kalemleri.

  • Maluliyet tazminatı : Kaza nedeniyle bedensel olarak mağdur olan kişinin %60 ve üzeri oranında sürekli olarak iş gücünü kaybetmesinden doğan zararlar.

  • İş gücü kaybı tazminatı : Kaza nedeniyle bedensel olarak mağdur olan kişinin, %60 oranından daha düşük seviyede geçici veya sürekli olarak meslekte kazanma gücünü kaybetmesinden doğan zararlar.

  • Destekten yoksun kalma tazminatı : Kaza nedeniyle vefat eden mağdur kişinin, hayatta iken maddi olarak menfaat sağladığı kişilerce yoksun kalınan faydalardan doğan zararlar.

  • Manevi tazminat : Kaza nedeniyle zarar gören mağdur kişi veya yakınları tarafından uğranılan manevi zarar.


  1. Trafik Kazasından Sonra Ne Yapılır?


Bir trafik kazası meydana geldikten sonra yapacağınız ilk şey önce kendinizin, sonrasında ise çevrenizin güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirleri almanız, yaralanma veya ölüm gibi bir durum söz konusu oldu ise derhal kolluk ve acil yardım görevlilerine ihbarda bulunmanızdır.


Eğer gerçekleşen kazada yaralanma, ölüm, kazaya sebebiyet veren kişinin olay yerinden ayrılması gibi istisnai bir durum bulunmuyorsa, sakinliğinizi koruyup olabildiğince trafiği ve çevre düzenini aksatmayacak bir biçimde kaza yerinin, kazaya karışan araçların, çevrenin ve tabelaların fotoğraflarını farklı açılardan net bir şekilde çektikten sonra imkan varsa aracınızı uygun bir konuma park edebilirsiniz. Şayet yaralanmalı, ölümlü, tek taraflı, ehliyetsiz, alkol ve uyuşturucu madde etkisinde, sigortasız, kamu malına zarar verilen, karşı tarafın olay yerini terk ettiği ve kusur tespitinde anlaşmazlık yaşanan bir trafik kazası meydana gelmedi ise kaza tespit tutanağı tutulması için trafik polisini beklemenize gerek yoktur. Bu gibi hallerin mevcut olmadığı durumlarda kaza tespit tutanağı kazaya karışan sürücüler tarafından tutulmalı ve olay yerinin görüntü kayıtları alındıktan sonra aracın yerinden oynatılmaması gibi lüzumsuz eylem ve ısrarlarda bulunulmamalıdır.


Kaza yeri, saati, araç ve sahiplik bilgileri, sürücü bilgileri, ZMM sigortası poliçesi bilgileri, kazanın meydana geliş şekline ilişkin taraf anlatımları gibi hususlarda kaza tespit tutanağında yer alması gereken bilgiler tam olarak doğru bir şekilde yazılıp, taraf adedince düzenlenmiş ıslak imzalı tutanakla kayıt altına alındıktan sonra hasarlı aracın çekilmesi ve tamiri için varsa kasko poliçenizi düzenleyen sigorta şirketi veya karşı tarafın ZMM sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile iletişime geçilerek bir yol haritası oluşturulabilir yahut doğrudan tercih edilen tamirhaneye aracın sevki sağlanabilir. Bu noktada kişisel olarak tavsiyede bulunmak gerekir ise; işini layıkıyla yerine getiren kişi ve işletmeleri tenzil etmek kaydıyla, halk arasında "sigorta şişirmesi" olarak bilinen, araçtaki hasar ve hasar tutarının normal şartlara göre çok daha yüksek gösterilmesi durumu, aracın tamir bedelinin sigortadan karşılanacak olmasından haksız bir şekilde istifade etmek isteyen tamirhane işletmeleri tarafından gerçekleştirilen bir eylem olmasından dolayı, iş ahlakına sahip güvenilir bir tamirhaneyi kendi çabalarınızla bulmanızdır.


Aracın tamirhaneye sevk edilmesinden sonra işletme tarafından sigorta şirketine hasar ihbarında bulunulacak ve hasar dosyası açılmış olacaktır. Akabinde sigorta şirketi, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış bağımsız bir eksper ataması yaparak araçtaki hasar durumunu tespit ettirecektir. Bu noktadan sonra aracın hasar durumu ve izleneceği kararlaştırılan yola göre aracın onarımı veya tam hasara (perte) ayrılması yahut değişmesi gereken parçaların orijinal veya yan sanayi parçalar ile değiştirilmesi, boyanması, onarılarak tamir edilmesi gibi meseleler üzerinde karar alma ve anlaşma süreçleri olacaktır. Nitekim şunu belirtmekte fayda vardır ki, aracınızda yapılacak işlemler hakkında her zaman karar alma hakkınız vardır. Ancak bu süreçte sigorta şirketi ile anlaşma sağlanamaması halinde, yapılması gereken masrafları önce kendi cebinizden karşılayıp daha sonra sigorta şirketinden geri almaya çalışmak yahut delil tespiti işlemleri dolayısıyla uzunca bir süre aracınızın onarılmadan beklemesi gibi durumlar da söz konusu olabilir. Bu süreç tamamen araçta meydana gelen hasar, sigorta şirketinin yaklaşımı, kendi beklentileriniz ve maddi imkanlarınıza göre değişkenlik gösterebilir.


Aracın tamiri tamamlandıktan sonra yapılan işlemlere istinaden tamirhaneye ödenecek olan onarım bedeli sigorta şirketi tarafından mağdur araç malikinin banka hesabına ödenir. Bundan sonraki süreçte ise artık araç değer kaybı tazminatı, ikame araç bedeli, ticari kazanç kaybı gibi kaza neticesinde doğan diğer zararların tazmini için sigorta şirketine, kazada kusurlu bulunan araç malikine ve sürücüsüne karşı başvuru işlemlerine geçilir. Kocaeli İzmit'te trafik kazasından doğan zararların tazmini ve araç değer kaybı tazminatının tahsili konularında Avukatlık hizmetlerinden yararlanmak için sitemizde yer alan Kocaeli Avukat sayfasını ziyaret edebilirsiniz.


  1. Araç Değer Kaybının Tazmini İçin Arayan Avukata Güvenilir Mi?


Trafik kazasına karışmış olan çoğu insan, olayın üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra kendisini Avukat olarak tanıtan ve gerçekleşen trafik kazası nedeniyle uğranılan zararları tazmin edebileceğini söyleyen tanımadığı kişilerce aranma deneyimini yaşamış ve nasıl bir durumla karşı karşıya kaldığı konusunda acaba dolandırılır mıyım? Bu kişilere güvenebilir miyim? gibi kafasında soru işaretleri oluşmuştur.


Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu alanda faaliyet gösteren ve trafik kazasına karışmış olan kişileri arayarak telefonda iş bağlamaya çalışan kişiler her ne kadar kendilerini Avukat olarak tanıtsalar da genellikle ofis çalışanı, operatör veya bu alanda deneyim elde ederek yasa dışı faaliyet sürdüren kişilerden oluşmaktadır. Ancak görmüş olduğunuz zararın tazmini için her halükarda yasal olarak Avukatlık mesleğini yerine getiren bir kişi üzerinden vekaletname alınmasına ihtiyaç duyduklarından, muhatap olduğunuz kişiler olmasa dahi arka planda mutlaka en az bir Avukatın bulunması kaçınılmazdır. Bu Avukat trafik kazasından doğan zararların tazmini konusunda bizzat faaliyet gösteren bir kimse olabileceği gibi yasaya aykırı bir şekilde bu alanda faaliyet gösteren kişilerle ortak çalışan yahut tecrübesizlik, bilgisizlik, kolay kazanç elde etme gibi saiklerle bu kişilere adını ve mesleki imkanlarını kullandırma imkanı vermiş olan bir Avukat da olabilir. Bu alandan yararlanma amacı güden insan sayısının ve çeşidinin giderek artması nedeniyle tarafınıza ulaşan kişinin gerçekten bir Avukat mı yoksa bir Avukatın çalışanı mı yahut genellikle eczanelerde rastlanılan diploma kiralama durumuna benzer bir yöntemle gerçek bir Avukatın adını kullanan üçüncü kişiler mi olduğu hakkında kesin bir şey söyleyebilmek mümkün değildir. Ancak her kim olursa olsun yapılan eylemin yasa dışı bir hareket olduğu kesindir.


Avukat olsun veya olmasın bu kişiler, tarafınıza ait telefon numarası ve kimlik bilgileriniz ile yaşanılan kazaya dair detaylara genellikle anlaşmalı oldukları ve kaza hakkında bilgilendirme yapılmış olan kamu personelleri, tamirhane, ekspertiz ve sigorta şirketleri nezdinde çalışan kimseler aracılığı ile ulaşmakta ve kişisel verilerinizi izinsiz bir şekilde ele geçirmektedirler. Nitekim bu alanda faaliyet gösterme yetkisi kanunların amir hükümleri ile yalnızca Avukatlara bırakılarak diğer kimselere yasaklanmış olduğu gibi Avukatların da aracı kişileri kullanarak veya doğrudan kendi imkanları ile iş bağlama gayesi ile insanlara ulaşmaları yasaklanmıştır. Gerçekleştirilen bu eylemler Avukatlık Kanunu ve Reklam Yasağı Yönetmeliği ile Türk Ceza Kanunu hükümleri kapsamında yasa dışı faaliyetler olarak kabul edilmekte, disiplin cezası, para cezası ve hapis cezası gibi yaptırımlara tabi kılınmaktadır.


Uygulamada bu kişilerin temel amaçları tabi ki yaşanılan olay neticesinde mağdur nezdinde doğan hakların sigorta şirketi ve sorumlu bulunan üçüncü kişilerden tahsil edilebilmesidir. Ancak bugüne dek yaşanılan olaylarda tarafına ulaşan kişilere güvenerek hareket eden vatandaşların, tek düze yapılan işlemlerden dolayı haklarına tam olarak kavuşamadıkları, yanlış bir şekilde açılan veya yeteri kadar ilgilenilmemesi neticesinde kaybedilen davalarda ödemek zorunda kaldıkları harç ve karşı vekalet ücretleri nedeniyle daha fazla maddi zarara uğradıkları, hak kazanılan tazminatların ilgili kişilerden tahsil edilmiş olmasına rağmen davanın halen devam ettiği gibi gerçek dışı beyanlarla uzun süreler boyu alınan haklarının taraflarına teslim edilmemesi yahut olması gerekenden az bir kısmının teslim edilmesi veya tahsil işlemi gerçekleştikten sonra mağdura karşı iletişim kapılarının kapatılıp haklarının hiç teslim edilmemesi suretiyle tabiri caizse dolandırıcılık vakıaları ile karşı kaldıkları görülmüştür.


Kaza nedeniyle mağduriyet yaşayan kişilerin tekrar mağdur edilmeleri durumu dışında, kazada kusurlu bulunan kişilere karşı da çok fahiş ve hiçbir yasal dayanağı olmayan alacak iddialarıyla açılan ilamsız icra takipleri ile yasal hak ve yükümlülükleri konusunda bilgisi bulunmayan kişileri cebri icra yollarıyla korkutup, mağdur olan kişi üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarına da oldukça sık rastlanılmaktadır. İcra müdürlüğü tarafından kendilerine gönderilen ödeme emrini gördüklerinde bu işleme karşı itiraz edebileceklerini bilmeyen vatandaşlar, sipariş usulü hazırlanıp takibe dayanak yapılan ve hiçbir geçerliliği olmayan ekspertiz raporlarını yasal bir belge zannederek normalde mağdura karşı sorumlu bulundukları gerçek tutarların katbekat üzerinde ödemeler yapıp zarara uğratılmaktadırlar.


Bu nedenle "hakkınızı alacağız" diyerek tarafınıza ulaşırken daha haklarınızı çiğneyen kişilere karşı güven duyup, bir trafik kazasına karıştığınızda yapılacak iş ve işlemler hakkında yakınınızda bulunan, ulaşabileceğiniz ve mümkün ise referanslı Avukatlar ile çalışmanızı tavsiye ederiz.


Son


Okuması 16 dakika süren bu makalemiz, maddi kazanç sağlama amacı gütmeden, iş ve günlük çalışmalarımızdan arta kalan zamanlar kullanılarak tarafımızca hazırlanmıştır.


Dilerseniz sitemizde yer alan diğer makalelere buradan ulaşabilir, trafik kazası neticesinde doğan zararların tazmini alanında Avukatlık hizmeti ihtiyaçlarınız için Kocaeli Avukat sayfamızı ziyaret ederek tarafımızla iletişime geçip randevu alabilirsiniz.

Yazar

Kıdemli Kurucu Avukat

Cihat Gümrük

2020 yılından itibaren ağırlıklı olarak Özel Hukuk alanında çalışmalarını sürdüren Av. Cihat Gümrük, özellikle şirketler, ticaret, gayrimenkul, kira, miras, aile ve boşanma hukuku alanlarına giren davalarda uzmanlaşarak, Kocaeli İzmit'te yerleşik bulunan hukuk bürosunda, ülke çapına yayılmış olan müvekkillerine Avukatlık, Hukuk Müşavirliği, Sözleşmeli Şirket Avukatlığı ve Kurumsal Hukuk Danışmanlığı hizmetleri vermektedir.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Kocaeli Avukat, İzmit Avukat, İstanbul Avukat, Sakarya Avukat, Yalova Avukat, Makaleler, Hukuk Metinler, Dilekçe Örnekleri, Sözleşme Örnekleri, Hukuki Meseleler, Uyuşmazlıklar

İLETİŞİM

Adres

Körfez, Berk Sk. Kavşut Apartmanı B Blok No:8 Daire:5, 41040 İzmit/KOCAELİ

Çalışma Saatleri

Hafta İçi

09:00 - 18:00

Hafta Sonu

Randevulu

10:00 - 18:00

24 Saat Açık

Aşağıdaki bağlantılardan sosyal medya hesaplarımıza ulaşabilir, Whatsapp üzerinden tarafımızla iletişime geçerek, görüşmek için hemen randevu alabilirsiniz.

  • Whatsapp
  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram
  • Twitter

Avukat Cihat Gümrük Hukuk Bürosu
© Tüm hakları saklıdır. 2026

  • Whatsapp
  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram
  • X

Yasal Uyarı: Bu sitede paylaşılan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. T.C. Barolar Birliği’nin ilgili düzenlemelerine uygun olarak hiçbir şekilde reklam, teklif, hukuki görüş amacı gütmez. Bu bilgilerin ulaşması hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu sitenin ziyaret edilmesi yukarıdaki şartların kabul edildiği anlamına gelmektedir. Bu sitede yayımlanan akademik makaleler dışında kalan sözleşme, protokol, dilekçe, form, politika ve metinlerin telif ve fikri mülkiyet hakları Avukat Cihat Gümrük Hukuk Bürosu'na ait olup izinsiz olarak ticari amaçla ve kazanç maksadıyla kullanılması ve paylaşılması yasaktır. 

bottom of page